Radyo Akdeniz
24 Kasım 2017, Cuma

Hüsnü Mahalli Talabani ile görüştü

Hüsnü Mahalli Talabani ile görüştü

Türkiye gerçeklerini iyi bilenler farklı ve karanlık hesapların içinde değil iseler benim gördüklerimi rahatlıkla görebilirler.

Irak Eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani'yi ziyaret eden Mahalli, Mam Celal’in AKP konusunda hayal kırıklığı yaşadığını aktardı. Mahalli, “Mam Celal, barış sürecinin sonuca varmasını istiyor ama 'AKP artık o eski AKP değil' dediğimde dudaklarını bükerek üzüntülerini ifade etti” diye yazdı

Hüsnü Mahalli / Süleymaniye - Celal Talabani, 17 Aralık 2012'de üst üste iki beyin kanaması geçirdiğinde öldüğüne dair haberler çıkmıştı. Iraklı doktorlar çaresiz kalınca hemen Almanya'ya götürüldü. Orada yaklaşık 18 ay kaldı ve cumhurbaşkanı olarak görev süresinin bittiği 24 Temmuz 2014'ten on gün önce Süleymaniye'ye döndü. Berlin'de olduğu dönemde doktorları ailesinin dışında hiç kimse ile görüştürmüyorlardı. Ama ben sürekli haberlerini alıyor ve sık sık selamlarımı yolluyordum. Irak'a döndüğünde Alman doktorların yasağı gevşetildi ama bu kez ben sağlık sorunları ile boğuşuyordum. Sonunda geçen ay haber yolladım ve geleceğimi söyledim o da 'hemen gelsin' demiş.

30 yıllık dostuk...
Kolay değil yaklaşık 30 yıllık devam eden bir dostluğumuz var ve her zaman birbirimize karşı samimi, dürüst ve içten olduk. O da benimle sohbetten çok hoşlanırdı, ben ise ondan her zaman çok şey öğrenirdim. Örneğin Irak işgali öncesinde bir seferinde karayolu ile Mardin'den Süleymaniye'ye gittik. Yaklaşık 6 saat süren yol boyunca Irak, Türkiye, Suriye, AKP, din konuları, sosyalizm, sosyal demokratlar ve uluslararası politikaları konuşup tartışmıştık. Ben yoruldum, o yorulmadı. Erbil-Süleymaniye arasındaki Dokan'daki evine vardığımızda sohbete devam etmek istedi ama ben onun yorgunluğunu bahane ederek 'Yarın sabah devam ederiz' diyerek odama kaçmıştım. Sabah kalktığımda benden önce kalktığını ve kahvaltıyı hazırlattığını gördüm. 'Hayırdır nedir bu heyecan' diye takıldığımda 'Gel kahvaltını yap, tartışmaya devam edeceğiz' dedi. İnanılmaz bir pozitif enerjisi vardır.

'Hemen gelsin' dedi
Celal Talabani, Kürt Ulusal Hareketi'nin önemli önerilerinden biri olarak Nisan 2005'te Irak Cumhurbaşkanı olmuştu. O zaman da Bağdat'a gidip ilk kutlayanlardan biri olmuştum. Şimdi de ailesi ve devlet erbabının dışında geçmiş olsuna gidenlerin başındayım. Belki de bunun için 'geleceğim' diye haber yolladığımda 'hemen gelsin' dedi.

Duygusal anlar...
Cumartesi sabahı ofisinden arkadaşlar aradı ve Başkan Talabani'nin beni beklediğini söylediler. Kürdistan Yurtseverler Birliği Ankara Temsilcisi Behroz Galali gelip beni otelden aldı ve birlikte Talabani'nin evine gittik. İçeri girdiğimizde Talabani bizi ofisinde misafir etti. Çünkü uzun süre ayakta kalamıyor ve ayakta duramıyordu. Oturduğu yerde onu yanaklarından öpüp sarıldığımda hem ben hem o çok duygulandık. Ama iki kez beyin kanaması geçirmiş ve ölümlerden dönmüş bir kişi için umduğumdan çok ama çok daha iyi buldum onu. Yalnızca sağ kolunda bir sorun vardı ve rahat konuşamıyordu. Alman, Iraklı ve İranlı doktorların kontrolünde tedavisi devam ediyor. Böyle giderse kısa bir süre sonra büyük ölçüde iyileşebileceğine inanıyorum. Nitekim de sohbetimize öyle başladık.
'Benden çok daha sağlıklı, genç ve fitsin' dediğimde çok güldü. Tıpkı İstanbul'daki Çin Lokantasını hatırlattığımda güldüğü gibi. Çünkü Çin yemeklerini çok severdi. Bu duygusal ve magazinimsi girişten sonra 'ciddi konular konuşalım' diye takıldığında önce kafasını salladı sonra 'evet' dedi. Konuşmaya zorlamamak için genellikle ben sohbet konularını öneriyordum. Örneğin 'istersen sana

Suriye’de bir biz haklı çıktık
IŞİD'i anlatayım' dedim o da evet diyerek ya da başını sallayarak onayladı. Böylece yaklaşık bir saat süre ile Irak, Suriye, Türkiye ve bölgenin tüm konularını konuşup değerlendirdik. Değerlendirdik diyorum çünkü benim anlattıklarıma onun verdiği tepki benim için onun görüşü sayılıyordu. Örneğin en çok merak ettiği konu Suriye'deki durum. Çünkü ben anlatırken çok dikkatli bir şekilde dinliyor ve sık sık söylediklerimi onaylıyordu. Arada ' İstersen şunu da anlatayım' dediğimde çok sıcak bir şekilde kafasını sallıyor ya da 2-3 kelime ile 'evet iyi olur' türünden sohbete katkı sağlamaya çabalıyordu. Bir ara 'Mam Celal Suriye konusunda bir tek sen ve ben Esad gitmez kalır' demiştik ve şimdi herkes bizim dediklerimize geldi' diye takıldığımda önce tebessüm etti sonra da yüz mimikleri ile çok sevdiği Suriye'de oynanan kanlı oyunlara üzüntüsünü yansıtmaya çalıştı.

Barış sürecine özel ilgi
Celal Talabani'ye herkes 'Mam Celal' diye hitap eder. Kürtçe 'Celal Amca' demektir. 9 yıl süren Cumhurbaşkanlığı döneminde bile herkes onu Mam Celal olarak bilirdi. Mam Celal'in çok merak edip önemsediği ikinci konu Türkiye'deki Barış Süreci ve AKP iktidarının olası politikaları. Bu politikaları yakından takip ettiğini hemen fark ettim. Çünkü 'istersen HDP ve yüzde 10 barajını anlatayım' dediğimde hemen ve gülerek 'İyi olur' dedi ve biraz daha dik oturarak konuya verdiği önemi anlatmaya çalıştı. Çünkü Barış Süreci'nin başlamasında başrol oynamış ve her iki taraf nezdinde özel çaba harcamıştı. Ben de konuya Barış Süreci ve HDP'nin parti olarak seçime katılma niyetinden başlayarak Ankara'nın Kobani ve IŞİD politikalarına oradan da AKP iktidarının bölge politikalarına kadar uzandım. Bir ara yardımcılarından biri 'HDP yüzde 10 barajını aşar mı' gibilerinden bir soru sorunca Mam Celal gözlerini daha da açarak soruyu önemsediğini yansıtmak istedi. Ben tüm detayları ile tüm olasılıkları anlatınca el hareketi ile çok iyi anlattığımı ve söylediklerime katıldığını anlatmaya çalıştı. Yardımcısı 'Mam Celal IŞİD konusunu çok iyi biliyor' diye takıldığında bu kez konuyu Ankara'nın IŞİD ilişkilerine getirip bu sorunun kolay kolay çözülemeyeceğini anlatmaya çalıştım. Ama arada bir söylediklerime onun onay ve desteğini almayı da unutmuyorum. Örneğin birçok cümlenin sonunda 'Sen de biliyorsun' ya da ' mutlaka haberin vardır' ya da 'Daha önce konuşmuştuk' türünden cümlelerle onun onayını alabilecek ifadeler kullanıyordum. Her seferinde de ya evet diyerek olumlu yanıt veriyor ya da kafasını sallayarak beni onaylıyordu. En çok da HDP'nin olası tutum ve davranışını anlatırken böyle davrandı. Hatta bir ara 'HDP değil Öcalan diyelim' dediğimde anlamlı bir tebessüm ile beni onayladı ve 'devam et' gibilerinden kafasını salladı.

AKP'nin değişimine üzüldü
Ben de Türk medyasında konu ile ilgili haber ve yorumları anlattıktan sonra HDP'nin parti ya da bağımsız adaylar olarak seçime girme olasılıklarını ve bu olasılıklar çerçevesinde neler olabileceğini özetledim. Yüz mimiklerinden anladığım kadarı ile HDP'nin yüzde 10 barajını aşıp aşamayacağını ve her iki olasılıkta Öcalan-Hükümet ilişkisinin ne olabileceğini çok merak ediyordu. Çünkü Mam Celal, barış sürecinin devam ederek sonuca varmasını istiyordu. Ama aynı Mam Celal 'İyi ama AKP artık senin bildiğin o eski AKP değil' deyip detaylarını anlattığımda dudaklarını bükerek üzüntülerini ifade etmekten de geri kalmıyordu.

O kalsaydı belki IŞİD olmazdı
Mam Celal demokrasi ve özgürlük ortamlarında hak arama mücadelesine her zaman çok inanmış ve son dönem AKP iktidarının uygulamaları ile bu mücadelenin giderek zorlaşacağını çok iyi biliyordu. Çünkü ben de Mam Celal'i çok iyi tanıyordum. Örneğin Mam Celal hastalanmayıp cumhurbaşkanı olarak kalsaydı büyük olasılıkla Irak'ta birçok sorun çözülmüş olurdu ve belki de IŞİD bugünkü durumu ile karşımıza çıkmazdı. Çünkü 60 yıllık siyasal mücadeleden sonra bölgenin tüm gerçeklerini bilen ve iyi kavrayan Cumhurbaşkanı Talabani var olan iç, bölgesel ve uluslararası kişisel ilişkilerini de kullanarak bu ve benzeri birçok konuda çok şey yapabilirdi. Irak parçalanma durumuna gelmezdi ve Suriye ile Irak'ın topraklarını işgal eden ruh hastası IŞİD katilleri dünyanın birinci gündem maddesi olmazlardı. Suriye bile bu hale gelmezdi. Çünkü engin din bilgisi ve siyasal deneyimleri ile Cumhurbaşkanı Talabani başta Obama olmak üzere Batılı ve bölge liderlerine radikal islâmın ne denli tehlikeli olduğunu açık, net ve cesurca anlatabilir hatta ikna edebilirdi. Özetle Mam Celal hastalanmayıp cumhurbaşkanı olarak kalsaydı belki 2013-2014 döneminde yaşanan birçok tehlikeli olay yaşanmayabilirdi. Hatta Talabani'nin hastalığını fırsat bilen geleneksel rakibi Mesut Barzani Erbil, Bağdat, Ankara ve diğer başkentlerle garip kompozisyonlara giremezdi. Süleymaniye ve Erbil'de herkes bu kompozisyonları konuşuyor: 'Talabani Cumhurbaşkanı olsaydı Irak'ta ve özelinde Kürdistan'da yaşananların büyük bölümü yaşanmayacaktı'.

Müneccim olmaya gerek yok
Sokağın ve benim bu kanaatimi Cumhurbaşkanı Talabani'ye söylediğimde, hafif tebessüm ve yüz mimikleri ile 'bu işler o kadar da kolay değil' der gibiydi. Ben konu değiştirerek 'Mam Celal yoruldun ise ben gideyim' dedim. 'Hayır' deyip kalmamı ve sohbete devam etmemi istedi. Her şeyi duymak ve bilmek istiyordu. Çünkü ona yalan söylemeyeceğimi bilir ve analizlerimi çok önemser, güvenirdi. Geçmişte de 'Sende bir müneccimlik var. Söylediklerinin çoğu çıkıyor' diye takılırdı. 2011'de yine Süleymaniye'de sohbet ederken konu Türkiye'ye geldiğinde ' Bak daha 2004'te sana ABD mutlaka 1 Mart Tezkeresinin intikamını alır demiştim ve şimdi bütün generaller içerde' dediğimde, O 'Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olup olmayacağını sormuştu. Ben de 4 Temmuz 2003'teki çuval olayından başlayarak Türk-ABD ilişkilerindeki tüm dinamikleri anlattıktan sonra Erdoğan'ın kesin olarak cumhurbaşkanı olacağını söylemiş ve Sümeyye Hanım'ın da başbakan olabileceği ile ilgili senaryoları anlatmıştım. Bunları bilmek için de müneccim olmaya gerek yoktu.

Veda vakti...
Türkiye gerçeklerini iyi bilenler farklı ve karanlık hesapların içinde değil iseler benim gördüklerimi rahatlıkla görebilirler. Mam Celal'a bunları hatırlatır gibi olduğumda güldü ve bu sohbetten çok mutlu olduğunu yüz mimikleri ile anlatmaya çalıştı. Ben de 'Bak ne zaman canın sıkılırsa atlar gelirim ve uzun uzun sohbet ederiz. O zamana kadar da zaten sen çok daha iyi olacaksın' dedim ve ayağa kalkarak yanına gittim ve sarılarak vedalaştık. Gözlerine baktığımda göz yaşlarını zor tutuyordu. 'Ben Mam Celal'im bu durumda olmamalıydım' der gibiydi. Bu üzüntünün önüne geçmek için hemen geri döndüm, 'Mam Celal, inan bana sen benden çok daha iyisin ve çok yakında hiçbir şeyin kalmayacak' dedim. Odadan çıkmadan önce de ona döndüm ve o çok sevdiği asker selamını verdim. Çünkü o da bana o selamı verirken çok hoşuna giderdi. Belki de 'Dostlarımın emrindeyim' demek istiyordur. Dostluk, samimiyet ve vefa onun için çok önemlidir. Boşuna herkesin 'dayısı' değil 'amcası' olmuştu.

KAYNAK: YURT HABER

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

Hüsnü Mahalli Celal Talabani Irak haberleri ışid bölünme ortadoğu savasi

Haber Yorumları

Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sonuçlar
    Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 12 8 2 2 13 26
2 Medipol Başakşehir 12 8 2 2 9 26
3 Beşiktaş 12 6 4 2 7 22
4 Kayserispor 12 6 4 2 5 22
5 Fenerbahçe 12 5 5 2 8 20
6 Demir Grup Sivasspor 12 6 1 5 -1 19
7 Bursaspor 12 5 3 4 7 18
8 Göztepe 12 5 3 4 1 18
9 Akhisar Bld. Genç. 12 5 3 4 -1 18
10 Aytemiz Alanyaspor 12 5 2 5 3 17
11 Trabzonspor 12 4 4 4 -3 16
12 Kasımpaşa 12 4 3 5 -1 15
13 Yeni Malatyaspor 12 4 2 6 -4 14
14 Antalyaspor 12 3 4 5 -7 13
15 Atiker Konyaspor 12 3 2 7 -4 11
16 Osmanlıspor FK 12 2 2 8 -9 8
17 Karabükspor 12 2 2 8 -9 8
18 Gençlerbirliği 12 2 2 8 -14 8
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı