Radyo Akdeniz
26 Eylül 2017, Salı

SYRIZA zaman ve alan kazandı

SYRIZA zaman ve alan kazandı

Avro Bölgesi toplantısında alınan kararlar hakkında hüküm vermek için biraz erken

ETIENNE BALIBAR* SANDRO MEZZADRA

Birçok gazetenin bize söylediği doğru mu; Atina Avro Bölgesi’nin isteklerine boyun mu eğdi (La Repubblica) ya da tasarruf politikalarına dönüşteki ilk adımı mı attı (the Guardian)? Sol cephe SYRIZA’nın belli bazı liderlerine inanacak olursak, yeni hükümetin cesareti uzun sürmedi ve ‘kapitülasyonlar’ şimdiden başladı.

Avro Bölgesi toplantısında alınan kararlar hakkında hüküm vermek için biraz erken. Önümüzdeki birkaç gün içinde teknik detaylar yayımlanacak ve ancak o zaman onların siyasi anlamlarını ölçümleyebileceğiz.

Ancak bu süre içerisinde, SYRIZA’nın tavizlerinin ve bu kurumlar içerisindeki bölünme ipuçlarının ifade ettiği gibi, Avrupalı kuruluşlarla Yunan Hükümeti arasındaki yüzleşmeyi analiz etmenin farklı bir yolunu önereceğiz. Ne kadar etkili ve muvafık olduklarını yorumlamak için Çipras ve Varufakis’in eylemlerini hangi kriterlere göre ölçeceğiz?

Şunu bir kez daha söyleyelim: ihtilaf, SYRIZA’nın Avrupa’daki krizin şiddetlendiği bir zamanda iktidara gelmesiyle başladı. Savaşlar, Doğu’sunun yanı sıra Güney ve Güneydoğu’suyla AB çemberinin hemen dışına sıçrıyor veya Akdeniz’de boğulan göçmenlerin katliam serileri Avrupalı alanın bölündüğü gibi bir şeyi akla getiriyor. Ancak sadece birkaç yıllık durgunlukta dramatik bir şekilde hızla çoğalan krizin başka yönleri de mevcut. Kıtanın bir ucundan öbürüne, öyle ya da böyle ırkçı ve neo-faşist siyasi güçler yükselişte. Bu şartlar altında, SYRIZA’nın seçim başarısı ve İspanya’da Podemos’un yükselişi, Avrupa çapında eşitlik ve özgürlük için mücadele eden sol siyaseti yeniden oluşturmak için eşsiz bir fırsat gibi görünüyor.

Bu olasılıkların arka planının İspanya’da olduğu gibi birkaç yıldır Yunanistan’da devam eden tasarrufa karşı heybetli kitle mücadeleleri olduğunu unutmamalıyız. Fakat aynı zamanda ‘enlemesine’ yayıldılar, ayrıca bu mücadeleler eşit ölçüde heybetli ‘dikey’ limitlere çarptı: Banka ve finansal kuruluşların çağdaş kapitalizm üzerindeki hakimiyeti ve kriz sayesinde var olan siyasi gücün yeniden dağılımı. Birkaç yıl önce biz ona ‘yukarıdan devrim’ diyorduk. [1]

Bunlar SYRIZA’nın, Avrupa saraylarında yankılanan tasarrufu reddetmeye olanak sağladıkları ‘dikey’ eksenli gücü yerleştirmeyi başarmalarının hemen ardından konu edilenlere karşı bariyerleri. Yakın zamanda, halihazırda Avrupa’da gücü elinde bulunduran rejiminin üstesinden gelmeli ve finansal kapitalizmin bütün şiddetine katlanmalılar. Yunan Hükümeti’nin bütün bu bariyerleri kendi başına alaşağı edeceğini hayal etmek saflık olur. Yunanistan’dan daha kalabalık ve daha sağlam ekonomisi olan bir ülke bile bunu yapamaz. Geçen olaylar da gösterdi ki, Avrupa’da ulusal egemenliği ileri sürerek siyasi bir özgürlük inşaa edemeyeceğiz.

Daha önce bahsettiğimiz ‘bariyerler’, onları bir kenara süpürme olasılığındaki gibi şimdi farklı ışıklar olarak görülüyor. Mücadeleler ve eylem hareketleri, ne kadar nefret uyandırdıkları hakkında bir ışık yaktı ancak Podemos’un yükselişi kadar SYRIZA’nın anketlerdeki zaferi ve ardından Yunanistan’da iktidara yürümeleri, bariyerlerin üstesinden gelmek için bir strateji taslağını çizmeye başladı. Seçim sonuçlarının tek başına yeterli olmadığını söylemeye ihtiyacımız yok, her koşulda Aleksis Çipras da bu konuda açıktı. Yine de Avrupa’nın sosyal güçleri arasında yeni bir ilişki kurma ve güçlendirmeyi deşmek için siyasi bir sürece ihtiyacımız var

Lenin bir keresinde aşağı yukarı şunun gibi bir şey söylemişti: Kendimize zaman kazandırmak için bazı alanlardan vazgeçeceğimiz durumlar vardır. Bu prensibi geçen cuma yapılan mutabakata uyarlayabiliriz: siyasette her zaman olduğu gibi bazı öngörülemezlikler vardır ancak mevzubahis, Yunan Hükümeti’nin zaman ve alan kazanma adına bazı şeylerden vaz mı geçtiğidir. Diğer olasılıkların olgunlaşmasını ve yeni siyasetin temsilcilerinin başka alanlar ‘fethetmesini’ bekleyene kadar Avrupa’da yükselen yeni fırsatların açık kalmasına izin verme adına bu yapıldı.

Ancak bu sürecin gelişmesi için, gelecek aylarda çok sayıda farklı dayanağa sığınmalılar: Bu, sosyal güçlükler ve siyasi inisiyatif; her gün yeni davranışlar; Avrupa popülasyonu içinde değişik bir ruh hali; hükümet işleyişi; ve tasarruflarında ısrar edenlere karşı bir vatandaş gücü anlamına geliyor. SYRIZA’nın kurumsal alanda başardığı - ve Podemos’un da planladığı - kararlı önemini onaylarken bunun sınırlarına da tercüman olmalıyız.

Guardian’da geçenlerde yayımlanan olağanüstü makalede Yunanistan Maliye Bakanı Varufakis, bu konunun son derece farkında olduğunu haber verdi [2]. Bize temelde, hükümetlerin bugün ‘Avrupalı kapitalizmi kendisinden korumak’ için yaptıklarını, Avrupa halklarını tehdit eden kendine zarar verme eğiliminden ve faşizme açık kapı bırakılmasından korunmayı anlattı. Tasarruf ile krizin şiddetini ve işçilerin hayatlarındaki ‘kimsesizliği, yoksulluğu, nahoşluğu, yabaniliği ve eksikliği’ (Hobbes’in sözlerini kullanırsak) muhafaza etme ile işbirliği için alanlar açmasını defetmeye çalışabilirler. Bundan ne azı ne de fazlası…

Varufakis’in ne demeye çalıştığını yorumlayalım. Doğası gereği, Yunanistan veya herhangi başka bir yerde hükümetlerin olasılık alanlarının dışında uzanan kapitalizmi aşmak. Bu Avrupalı kapitalizmi bir felaketten kurtarmaktan daha acil bir şey - kurumsal alanda kendilerini sınırlandıramayacak uzatılmış sosyal ve siyasi zorluklar olacak gibi görünen bir perspektif.

Ancak gelecek ay ve yıllara dayalı ilerlemenin ortak gücü, ayrıca bu diğer ‘kıtaya’ önemli ölçüde yerleşmeli. Bu gücün sığınacağı alan, tarihinin mevcut yönüyle ayrılma bileşenleri niyetiyle Avrupa’nın kendisi olmalı.  Avrupa Merkez Bankası’nın yeni merkezinin açılışı üzerine, Blockupy hareketinin 18 Mart’ta Frankfurt’a yaptığı çağrı gibi hareketler çok önemli. Bu, Avrupalı halkların sesini duyurması ve Yunan Hükümeti’nin gerçekleştirdiği etkileri desteklemesi için bir fırsat. Finans kapitalin suçlaması ve demokratik rejim öncesinin (Habermas) ötesinde bu aynı zamanda kendisini zavallılığa mahkum edecek parti aktiviteleri ve hükümetlerin tasarrufla savaşı dışında alternatif güçlerin ilerleyişini gözlemlemek için de bir fırsat olacaktır.

[1] ‘Avrupa: yukarıdan bir devrim’, Libération, 21 Kasım 2011

[2] ‘Kararsız bir Marksiste nasıl dönüştüm?’, The Guardian, 18 Şubat 2015.


* Filozof, Paris Üniversitesi
** Filozof, Bologna Üniversitesi

Kaynak: Libération - http://www.liberation.fr/monde/2015/02/23/syriza-gagne-du-temps-et-de-l-espace_1208539

Çeviri: Doğan Ufuk Tanışan

Kaynak: BirGün

 

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

syrıza yunanistan avro bölgesi ab

Haber Yorumları

Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sonuçlar
    Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 6 5 1 0 11 16
2 Beşiktaş 6 4 1 1 5 13
3 Göztepe 6 4 1 1 4 13
4 Fenerbahçe 6 3 2 1 4 11
5 Kayserispor 6 3 2 1 2 11
6 Medipol Başakşehir 6 3 1 2 0 10
7 Akhisar Bld. Genç. 6 3 1 2 -2 10
8 Bursaspor 6 3 0 3 3 9
9 Trabzonspor 6 2 2 2 1 8
10 Kasımpaşa 6 2 2 2 0 8
11 Yeni Malatyaspor 6 2 1 3 -1 7
12 Aytemiz Alanyaspor 6 2 1 3 -3 7
13 Antalyaspor 6 1 3 2 -1 6
14 Atiker Konyaspor 6 2 0 4 -1 6
15 Medicana Sivasspor 6 2 0 4 -3 6
16 Karabükspor 6 1 2 3 -2 5
17 Gençlerbirliği 6 1 1 4 -6 4
18 Osmanlıspor FK 6 0 1 5 -11 1
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı