Radyo Akdeniz
18 Kasım 2017, Cumartesi

Yalçın Küçük: CHP değişir, HDP aklını başını alırsa...

Yalçın Küçük: CHP değişir, HDP aklını başını alırsa...

Prof. Dr. Yalçın Küçük, 1 Kasım seçimlerine ilişkin çarpıcı değerlendirmede bulundu ve seçimin yenilenebileceğine işaret etti.

Prof. Dr. Yalçın Küçük, 1 Kasım seçimlerini Odatv'ye değerlendirdi. Deniz Hakan ile Okan İrtem'e konuşan Küçük, "1 Kasım'da seçim yoktur" dedi. 

Dikkat çekici bir değerlendirmede bulunan ve 1 Kasım seçimlerinin yenilenebileceği belirten Küçük "Bugün ise çare, Kılıçdaroğlu kovulduktan sonra, seçimdir. CHP değişir, HDP aklını başına toplarsa, seçim yenilenir, kimse önleyemez" ifadelerini kullandı.

İşte Yalçın Küçük’ün röportajının tamamı:  

5 HAZİRAN 1977 SEÇİMLERİNİ ANDIRIYOR

Deniz Hakan: Yalçın Hocam, okurlarınıza seçim değerlendirmesi sözü verdik, oradan başlayalım. Kasım seçimlerinin sonuçları üzerine de konuşacağız, ama önce seçimlerin kendisiyle ilgili söyleyecekleriniz var mı? Başkentte bombalar patlarken, ciddi bir korku ortamı yaratılmışken yapılan seçimlere meşrudur diyebilir miyiz?

Yalçın Küçük: İlk söyleyeceğim, bu seçimlerin 5 Haziran 1977 seçimini andırdığıdır. Seçimin perdesi büyük bir katliamla açılmıştı; 1 Mayıs 1977 olarak biliyoruz, Türkiye tarihinde ilk önemli katliamdır. Ecevit’in, çoğunlukla iktidara gelmesi bekleniyordu, ve gelemedi. Büyük bir korku havası yaratılmıştı; ben o korkuyu bilirim, biz seçimlerden kısa süre sonra, Taksim’deki o korkuyu yenmek için Türkiye İşçi Partisi olarak bir miting yaptık, ben de konuşmuştum, ve polis bastı, yine de başardık o mitingi, bunların esas yaptıkları korku yaratmadır. Bu seçim 77 seçimine benziyor, ama gene de tam değil. Asıl benzediği, 57 seçimleridir. 57 seçimlerinden önce tarihimizde ilk defa öyle bir terör oldu ki, Cumhuriyet’in kurucularından İsmet İnönü’yü Kayseri’ye sokmak istemediler, karşısına ordu çıkarttılar ama tabii, Binbaşı Selahattin Çetiner komutanlığındaki askerlerin İsmet Paşa’yı engellemek yerine, İsmet Paşa’yı soktuğunu eklemek gerekiyor. Sonra iki büyük mutaassıplık çıkardılar: Said-i Nursi’nin çıkışı bu tarihlerdedir, kimse tanımıyordu, Menderes Said-i Nursi’yi yollara çıkarttı. Bu, Tayyip Erdoğan’ın seçimden bir iki gün önce bütün sakallıları Atatürk Orman Çiftliği’nde toplamasıyla mukayese edilebilir...Aynı şekilde ilk defa, Şeyh Sait’in kız tarafından torunu olarak bilinir, 22 yaşındaki Abdül Melik Fırat, o zaman milletvekili yaşı 30’du, milletvekili yapıldı. Demek ki, 1957’de yüksek bir Kürt tartışması olduğu için, hem de yüksek bir yobazlık olduğu için çok benzer bir tarafı vardır. Demokrat Parti büyük bir çoğunluk elde etmişti, çünkü seçim sistem oranlı bir usûle dayanmıyordu, çoğunluk sistemi vardı. Seçimde CHP beklenirken, DP çok büyük çoğunluk elde etti.

1 KASIM OLMAYAN BİR SEÇİMDİR

Okan İrtem: 1957 seçimlerinin önemi, aydınların seçimlere olan ümidini ve güvenini kırmasıydı, 1 Kasım’ın benzer bir etkisi olabilir mi?

Y. K.: Tabii, tabii, ümidi kırdılar. 57’de herkes CHP’nin kesin geleceğini düşünüyordu. 57’de Kurtuluş’ta mitingler olurdu, miting yeri orasıydı, İsmet Paşa miting yapıyordu, biz de etraftaydık, polisler gelirdi bize, ben çete reisiyim ya, şöyle derlerdi, “Sakin durun, az kaldı, üç gün kaldı, kazanıyoruz”, aynı hava herkeste vardı; bir korku ve mutaassıplık rüzgarı estirdiler, DP’yi getirdiler.

Şimdi, asıl söyleyeceğim nokta şudur: Bu seçim, 1 Kasım seçimleri, butlan ile malûldür, sözcük budur, yokluk ile hastadır, yoktur, bu bizim hukukçuların çok kullandığı bir deyimdir, butlan ile malûldür. 1 Kasım, kazanılmayan, olmayan bir seçimdir.

3 Kasım seçimlerine, 4 Kasımda, "seçim değil darbedir" demiştim. Ve 1 Kasım'da seçim yoktur.

SEÇMENLERİN SİNMESİ VE ÇILGINLAŞMASIDIR

O. İ.: Korku ve terör ortamına işaret ettiniz, bu saptamanızı buna mı dayandırıyorsunuz?

Y. K.: Yalnızca bu değil. Ancak, birincisi, seçimlerle ilgili dünyadaki en önemli kurum AGİT’tir ve AGİT “seçimlerde korku hakimdir, terör hakimdir” demiştir. Seçimin sonuçlarının herkesi, anketleri, AKP’lileri bile şaşırttığını biliyoruz. Bilal Erdoğan “oyları Allah gönderdi,” demektedir. Mehmet Ali Şahin’i hatırlıyoruz, seçimin tekrarlamasını istemiyordu, Davutoğlu neredeyse ağlıyordu, “beni bir daha bu adamlarla, koalisyonlarla karşı karşıya getirmeyin” diyordu. Bu sonucu bekleyen yoktu. O zaman başka bir şey var. AGİT’in kararı da bu yöndedir, “adil bir seçim değil” demektedir. Yabancı basında ayrıca “çalıntı seçim” denmiştir. New York Times, bütün bunlardan sorumlu olanın Erdoğan olduğunu yazmaktadır.

D. H.: “Erdoğan’ın korkutma taktikleri işe yaradı” dedi.

Y. K.: Evet. Bu katliamların CHP’ye veya MHP’ye hiçbir etkisi yoktur, esas tek muhalefet HDP’ydi, bunu da açıkça söyledik, bir tek miting yapmadı, bir tek konuşma yapmadı, bir şey yapmadı, dolayısıyla seçim yok. Selahattin Demirtaş “biz seçim yapamadık” dedi, zaten bütün seçim onun üzerindeydi. Başka bir korkutma var mı, fiilen korkuttular mı, onu bilemem. Ama böyle bir seçim olmaz, tek muhalefetin olduğu yerde o seçmenler evlerinden çıkamadılar, bir nokta budur.

O sırada da ben, “siz yobazsınız” dedim, doğru çıktı, Kürtlerin yobazları doğrudan akepe’ye gitti. Yobaz, sözcüğünü "fanatik" ya da mutaassıp anlamında kullanıyorum. Yobazlar, “ateistler hükümete gelecekler, hırsız deseler de yobazları tutmak zorundayız,” dediler. Çöküş halinde bir partiye her yerden fanatik akışınınnedeni işte budur. Bu, terörize olmuş seçmenlerin sinmesi ve çılgınlaşmasıdır. 

FANATİK KÜRTLER KÜRTLÜĞE İHANET ETTİ

D. H.: Kürt gericilerinin, gericiliğe bağlılıklarının Kürtlüğe bağlılıklarından güçlü olduğunu gördük, diyebilir miyiz?

Y. K.: Tabii, fanatik Kürtler, Kürtlüğe ihanet ettiler. Öcalan'ın, Kürtleri akepeleştirme politikasının sonucudur. Ve hem de iflasıdır. Kürt oyları sınırına inmektedir. Bu doğrudur. Ancak öte yandan, bir de, 1 Kasım’da seçimler yoktur. İncarné, vücut bulmuş bir terörizm vardır. Ve bir de Kanun-i Esasi vardır. Burada, bakın ne diyor?

O. İ.: Anayasa’da...

Y. K.: Ben, yenisi yapılıncaya kadar “anayasa” demiyorum, yıllar önce söyledim.

D. H.: Şimdi onu da gündeme getirecekler, ancak daha da gericisini istiyorlar.

Y.K.: Onları ayrı tartışacağız. Okur musunuz, burada ne diyor?

ERDOĞAN HEM RAZIDIR VE HEM DE…

O. İ.: “Geçici Bakanlar Kurulu’na, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma Bakanları Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki veya Meclis dışındaki bağımsızlardan olmak üzere, siyasi parti gruplarından, oranlarına göre üye alınır.”

Y. K.: “Alınır” demek “almak zorundasınız” demektir, mecburdular, yapmadılar. Seçim hükümetinde muhalefet partilerinden almak zorundaydılar, çağırmak zorundaydılar, zorlamadılar. Bakanlar Kurulu da yoktur. Bu da ikinci noktadır. Üçüncüsü ise, akepe bu seçimde kaybetseydi de, 7 Haziran sonuçları çıkmış olsaydı da, Davutoğlu işte bu hükümeti dört yıl devam ettirecekti ve iki parti de buna ses çıkarmayacaktı. Cehepe ve mehepe'nin misyonu, akepe’yi sürdürmektir. Hâlâ oradadırlar. Londra'da Economist ve Time şimdi bunun "teorisini" yapıyorlar.

D. H.: Seçimlerin tekrarlanması gerektiğini mi söylüyorsunuz? Sizce mümkün mü?

Y. K.: Tarih'te mutlak tekrar yoktur. Profesör Ersin Kalaycıoğlu "fetret" devrine girmekte olduğumuza işaret etmiştir. Sözcük doğru değil, "interregnum" demek istiyordu ve iki hanedan, iki yönetim, değişimidir. Akepe'nin vesayet altına girmekte olduğunu görüyoruz. Erdoğan'ın ağzından çıkan sözler Erdoğan'ın değildir.

O. İ.: Hocam, açar mısınız?

Y. K.: Hayır, Atatürk Orman Çiftliği'nde, yakında, bir karargah olduğunu söylemiyorum. Henüz görmüyorum. Gördüğüm şudur, Yüksek Komutanlar, yapmak istediklerini Kılıçdaroğlu ile yapamayacaklarını görüyorlar. Mehepe artık yaşlı bir dansçıdır. Erdoğan hem razıdır ve hem de seçimden hemen önce başladığı,orduya "affedin beni komutanlarım" lafını şiddetlendirmektedir. Bir suçlu peşindedir. Suçluyu gösteremiyor, ispat edemiyor, ama, af dilemektedir.

O. İ.: Peki, seçim yenilenir mi?

İnterregnum, bir periyoddur. Uzun süreceğini sanmıyorum. Ya seçim olur ya parti gider. Artık buradayız. Umuyorum, 1957 yıllarını tekrarlamayız. O dönemi biliyorum. Benden başka bilen ve yaşayan kalmadı. 29 Nisan'da gençliği "ya ya ya, şaşaşa" demeye başlatan ben oldum. Sonunda İsmet Paşa "ben kurtaramam" demişti. 27 Mayıs mı, darbe değil seçimdir. 27 Mayıs'ta askerler, Hürriyet Partisi'ni iktidara getirdiler. İktidar'a gelen Forum Dergisi'dir.

Bugün ise çare, Kılıçdaroğlu kovulduktan sonra, seçimdir. CHP değişir, HDP aklını başına toplarsa, seçim yenilenir, kimse önleyemez. Olmazsa, kurtaramam.

KAYNAK: İLERİ HABER

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

Yalçın küçük CHP HDP 1 Kasım seçim seçim değerlendirmesi

Haber Yorumları

Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sonuçlar
    Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 11 8 2 1 17 26
2 Medipol Başakşehir 11 7 2 2 5 23
3 Beşiktaş 11 6 3 2 7 21
4 Kayserispor 11 5 4 2 4 19
5 Demir Grup Sivasspor 11 6 1 4 2 19
6 Bursaspor 11 5 2 4 7 17
7 Fenerbahçe 11 4 5 2 5 17
8 Göztepe 11 5 2 4 1 17
9 Akhisar Bld. Genç. 11 5 2 4 -1 17
10 Aytemiz Alanyaspor 11 4 2 5 2 14
11 Yeni Malatyaspor 11 4 2 5 -3 14
12 Trabzonspor 11 3 4 4 -4 13
13 Kasımpaşa 11 3 3 5 -3 12
14 Antalyaspor 11 3 3 5 -7 12
15 Atiker Konyaspor 11 3 1 7 -4 10
16 Karabükspor 11 2 2 7 -7 8
17 Osmanlıspor FK 11 2 2 7 -8 8
18 Gençlerbirliği 11 2 2 7 -13 8
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı