Radyo Akdeniz
20 Eylül 2017, Çarşamba

Bir Öykü Kitabı: YENİ GÖÇMEN KUŞLAR

Bir Öykü Kitabı: YENİ GÖÇMEN KUŞLAR

Ubuntu Yayınevi’nden 2. Baskısı yapılmış. 144 sayfa, 14 kısa öykü var kitapta. “Yeni Göçmen Kuşlar” ile Manavgat Kitap Günlerinde tanıştık. Faruk Bey kitabını imzaladı, bana armağan etti. İmzada; “…biraz gülümseye bilmek için…” notunu okudum. Aynı yaşın insanları olarak gülümseyebilmek bir yana, kitapla mendil de vermeliydi.

YENİ GÖÇMEN KUŞLAR

Yazarı: Faruk DEMİREL 

 

Biz kendi derdimize yanmadık ki? Dünyada ne kadar insan varsa onların dert ve zorlukları meselemiz oldu. Acılarını çektik, çekiyoruz. Geçmişe Yolculuk öyküsünde, Almanya’daki Agele’nin kocasına özlemini duyuyoruz. Oğlu Herbert’in trajik sadakatini yaşıyoruz.

Kitaba kapak olan Yeni Göçmen Kuşlar öyküsü yurdumuzda yaşanan Nataşa furyasında sanal evlilik yapan Maria’nın gözyaşlarına kapitalizmin çirkinliğine, bazı kendini bilmezlerin beyaz ticareti yaparken, çirkin oyunlar oynadıklarını, buna da yoksul insanların bulaştırıldığını görüyoruz. Yurt dışına gidebilmek “çalışmak için” nice insanımızın yalancı paralı evlilik yaptıklarını da biliyoruz.

GÖL öyküsü yazarın gençliğinde yaşadığı yerin öyküsü sanırım. Ülkemizdeki politikacıların nasıl oy aldıkları, kırsalda okumamışların spor takımı gibi nasıl parti tutuklarını, köyde üniversite okuyan kişilere nasıl gözle bakıldığı, okul bitirenlerin çevresini sabrederek etkileyebileceği anlatılmış. Gülmedim. Yandım. “Bardakta su değil ki gölü içeyim!” …

BİZ KİMDEN GERİYİZ öyküsü: Yurt dışına giden gazeteci arkadaşı ile karşılaşır. Yeme, içme ikramından sonra Hasan Gazeteci arkadaşını evin götürür. Gazeteci İlhan tuvalete gider, tuvalette klozetin yanında kitaplık dikkatini çeker. Kitaplıkta Türkçe kitaplar, gazeteler, dergiler görür. Arkadaşına şaşkınlığını ifade eder. Hasan arkadaşını başka bir odaya götürür. Odanın dört duvarı da kitap rafları ve dolaplarıyla doluydu. İlhan, kitaplığın çok güzel olduğunu söyler. Eşi Keti’den aşağı kalmamak için bu kitapları satın aldığını söyler. Buna ben paranın güçsüzlüğü diyorum.

EŞEK ŞAKASI öyküsü: Hapse düşen Bayram günlerce eşine telefon edemediğinden koğuş arkadaşı Yunus’tan yardımcı olmasını ister. Bayram’ın ısrarı üzerine, belediye başkanın oğlu Atilla’nın tahliye olacağını, Onun yerine geçmesi için gardiyanlara dolar verir. Rüşvet alışkın gardiyanlar, Atilla’nın yerine Bayram’ı alırlar. Bayram, arkadaşı Kenan’ın eşek keserek, etinden büyük paketler halinde üç gardiyana et ve sucuk olarak verir. Cezaevinde tüketilenler ayrıydı. Bayram artık sofraya oturmuyordu. Gardiyanların iştahla yiyişlerini gördükçe, midesi bulanıyordu. Bayram yemek yiyemediğinden zayıflar. Eski koğuş arkadaşından geri gelmesi için yalvarır. Yunus başgardiyanla konuşur. Eski koğuşuna döner. Hiç etyemez! Hani ozan diyor ya: “Yiyin olan yiyin/ aksırıncaya tıksırıncaya kadar…” Her yerde bir ağalık, bir patronluk var. Kolay değil cezaevi. Gerçek anlamda da...

ALİ AMCA öyküsü; İl Tarım Müdürlüğüne gelen yazılı emiri alan müdür, Amerikalı Araştırmacı Profesörü Sandıklı İlçesinin Yumruca köyünde incelenme yapmaya sevk edilir. Profesör Tomas bostanı dolaştırırken karpuz ikram eder. Profesör “bunlar doğal, doğal…” diyormuş. Köydeki toprak damlı evlere için, “Orta Asya’dan geldiniz. Göçebelikten yerleşik düzene geçememişsiniz herhâlde, batıya mı göçeceksiniz? Deyince Ali Amca, konuğuna bir yere gitmeyeceklerini, tapusunu yüz yıllarca kanları ile aldıklarını, ABD yüzünden, savaş sebebi ile teknolojiyi çok pahalıya aldıklarını, ülkeyi küçük Amerika yapmak için çabaları anlatır. Ali Amca, Profesörün elindeki salatalığın doğal olduğunu tadına bakmasını işaret eder.  Profesör, kendi ürünlerinin hep hormonlu olduğunu, “Çok büyüsün, çok satalım, daha çok kazanalım,” deyince, Ali Amca, sepetten bir tane alarak “O zaman ben de yiyeyim. Hormon ilaçları buraya gelmeden!” diyor. Küresel tarımı ülkemizin tarımı sergiliyor. Unutulması için dönüm başı verilen parayı ülkemizin neden verdiğini, tarım araçlarının ve teşviklerin ulusal üretim değerlerini usta çok güzel anlatmış. “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az…”

BEN VALİYİM öyküsü Bana, Atatürk’ün Yalova’da ikametgâhından gizlice ayrılma öyküsünü anımsattı. Bekçinin sorumlu olduğu mahallede işini doğru yaptığını ortaya koyan mizahi bir anlatım... Son davranışına sahip ilkeli yöneticiler talebimiz. Bırakın vicdanı ile çalışıp biraz da kendileri için yaşasınlar.

ESNEMEK: Batının çocuklara verdikleri önem kreş eğitimi anlatırken, çocukları incelediklerini, Ülkü’nün kızını sınıfta esneme nedenini araştırırlar. Babaannesinin lokumlu afyona dayandırdılar. Onun içi ambargolar uygulandı ülkede. Kota geldi. Vatandaş hâlâ düşünmüyor. Yıllardır savaş sinsice devam ediyor.

GREVCİ öyküsü; gazetede çalışan üç kişi den biri çaycı Hikmet’tir. Asgari ücret allamaktadır. Gazete zar zor ayakta durmaktadır. Diğer çalışan Eşref gazeteyi paketlemek, dağıtmak işini yapmaktadır. Selçuk Bey gazete sahibidir. Yazardır. Selçuk Bey’in “Emekçiler hakkını alamıyor,” demesi üzerine az ücretle çalışan Hikmet patronundan maaşına zam ister. O da veremeyeceğini, greve gitmesini önerir. Hikmet tek başına grev gözcüsü elbisesini giyerek giriş kapısında greve başlar. Dükkân komşularının çalışanları olayı takdir ederken bir işveren polise ihbar eder. Polisler gelip Hikmeti götürür.  Selçuk Bey karakola gidip Hikmeti geri gelir. Selçuk gazete önünde Hikmet’e; “Sen kazandın ben kaybettim,” der. Maaşına yüzde yüz zam yaptığını açıklar. Öteki çıraklar Hikmete imrenirler. Bu bir mum yakmadır. Bilinçlendirmedir…

 VAY BEE öyküsünde, gardiyanların sabah akşam yoklamasında mahkûmları sıraya dizerek saymaları, dışarıda samimiyete rağmen içeriye girince o görevlilerin birer tiran olduğuydu. Gardiyanlara karşı “Vay bee!..” diye bağırır. Adam hapisten çıkıncaya kadar Vay bee adı ile anılır. Sadık adı unutulur. Dostluğun anlamını hapiste, dışarda nasıl olduğunu irdeler usta. Af Ahmet deki öykü de, mahkûmların nasıl af beklentisi içine sokulduğunu anlatır sinsice.

SÜPER DEMOKRASİ. Lider olanların yakınlarını nasıl hakir gördüğünü, yanındakilerin nasıl şakşakçı olduklarını anlatan nefis bir öykü... “…Kralım sen çok yaşa!”

Daha ne demeli dört kişilik bir gurubun banka soygununu nasıl yaptıklarını mı? Yoksa  Gapcı’nın Öküz öyküsünde, insan ve hayvan alışkanlıklarının, öğretmenin anılarıyla sergilenişi mi?..

         Usta sen yazmaya devam et. Okumaya ihtiyacımız var.

 

ÖZTÜRK ACUN

Eğitimci Yazar-Şair

 

Beğendim 0 Muhteşem 1 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

faruk demirel öztürk acun yeni göçmen kuşlar öykü hikaye ubuntu ubuntu yayıncılık

Haber Yorumları

Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sonuçlar
    Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 5 4 1 0 10 13
2 Beşiktaş 5 4 1 0 6 13
3 Göztepe 5 3 1 1 3 10
4 Kayserispor 5 3 1 1 2 10
5 Medipol Başakşehir 5 3 1 1 1 10
6 Akhisar Bld. Genç. 5 3 1 1 0 10
7 Bursaspor 5 3 0 2 4 9
8 Fenerbahçe 5 2 2 1 3 8
9 Trabzonspor 5 2 2 1 2 8
10 Kasımpaşa 5 2 1 2 0 7
11 Medicana Sivasspor 5 2 0 3 -2 6
12 Karabükspor 5 1 2 2 0 5
13 Yeni Malatyaspor 5 1 1 3 -3 4
14 Aytemiz Alanyaspor 5 1 1 3 -4 4
15 Atiker Konyaspor 5 1 0 4 -3 3
16 Antalyaspor 5 0 3 2 -4 3
17 Gençlerbirliği 5 0 1 4 -7 1
18 Osmanlıspor FK 5 0 1 4 -8 1
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı