Radyo Akdeniz
24 Kasım 2017, Cuma

NE OKUYALIM? “Maraş Maraş” romanı üzerinde bir değerlendirme

NE OKUYALIM? “Maraş Maraş” romanı üzerinde bir değerlendirme

Faruk Demirel’in ‘Maraş Maraş’  romanını soluk soluğu okudum. Böyle okuduğum romanların sayısı pek fazla değildir. Aslında hep iki ya da üç kitap bulunur masamda. Biraz birinden biraz diğerinden notlar ala ala okurum. Oysa ‘Maraş Maraş’ romanını iki günde bitirdim. Kâh kızarak kâh insan olmanın onuru ve onursuzluğunun dalgalarında ve sütlimanlığında…

Cahit Çakçıl / ANSAN Yönetim Kurulu Başkanı

Kitap 303 sayfadan oluşuyor. İlk sayfasında yazarın kısa bir yaşam öyküsü yer alıyor. Afyon’un Sandıklı ilçesi, Alagöz köyünde doğduğunu, eğitim süreçlerini ve 12 Eylül Darbesi’nden gözetimde kaldığını dergicilik, gazetecilik ve radyo yayıncılığı yaptığını, öğreniyoruz.
“Maraş Maraş İçin” başlığını taşıyan önsüzü usta yazar Hasan Kıyafet yazmış. Önsözün bir yerinde Hasan Kıyafet, yazar için şöyle diyor: “Unutmak ihanettir sözünün altını çizmiyor sadece, kafamıza kazıyor bu sözü. Maraş Katliamı üzerine yaman bir projektör tutuyor.” Romanı bitirdiğinizde, siz de yürekten katılıyorsunuz Kıyafet’in bu değerlendirmesine.
Roman toplam 44 bölümden oluşuyor. Bölümlerin kısalığı okumayı hızlandırıyor ve okuyucuyu sıkmıyor. Yazar kısa tümceler kurmayı yeğlemiş. Öz Türkçe sözcükler ağır basıyor anlatımda.
Betimlemeler, kişilerin ruhsal ve fiziksel portreleri anlatıma canlılık ve akıcılık sağlıyor.
Roman: “Ali, ana caddeden mahalle aralarına daldı. Ara sıra arkasına bakarak, izlenip izlenmediğini kontrol ediyordu. Sıkıntılı bir durum görünmüyordu.” Tümcesiyle başlıyor ve okuyucuda merak öğesini ilk adımda uyandırıyor.
Romanın belli başlı kişileri; Ali, Zeynel, Sinan,  Elif, Arif Dede, Gökçe, Remzi, Atilla, Mahmut, Muhtar Sabri, Piro, Gül Hatun, Öğretmen Kemal ve adı belli olmayan ‘Reis’ lâkaplı kişi.
Romanın başkişisi Sinan, öğretmendir ilk görev yeri Maraş’tır. Maraşlı olan Ali, kendisini üniversite yılarlıdan tanıyordur. Okul idaresiyle ters düşünce, hakkında bir takım uydurma tutanaklarla açığa alınmıştır. Memleketine döneceği sırada Ali onu otogarda görür, kalmasını ve birlikte gazete çıkarmayı teklif eder. Sinan’ın basınla ilgisi vardır. Zaten memleketine dönünce o da gazete çıkarmayı düşünmektedir. Ali’nin teklifini kabul eder ve orada kalır. Birlikte gazete çıkarmaya başlarlar. Yaptıkları haberler halkı bilinçlendirmekte, bazılarının çıkarlarına ters düşmektedir. Sonunda matbaayı yakarlar, ama onlar yılmazlar mücadelelerini sürdürürler.
Sinan, sosyalisttir, Maraş’ta kaldığı bölgede Aleviler ağırlıklı olarak yaşamaktadırlar. 
Alevi-Sünni, Kürt-Türk olmadan dostça yaşayıp gitmektedirler. Ta ki ‘Reis’ lâkaplı kişinin kente gelip bir toplantı düzenleyip “Devletin sahipleri, milletin gerçek koruyucuları sizlersiniz. Son zamanlarda komünistlerin ve Kızılbaşların hem siyasi hem de ekonomik ilerleyişi, devletimizin ve bölgemizin geleceğini tehdit eder boyutlara yükseldi. Kutsal davamızın önünde duran, engel çıkaran her kim olursa olsun ezilecektir…’ diye başlayan konuşmasını yapıp kalabalığın da ‘Allahu ekber’ nidalarıyla karşılık verdiği güne kadar.
O günden sonra her şey değişiyor. Romanın 19. bölümünden 30 bölümüne kadar bu değişiklik ele alınıp işleniyor.  Maraş Katliamı’nın dehşeti gözler önüne seriliyor. Okurken, “Olmaz böyle şey!” bir insan kitlesi bu insanlık dışı davranışları nasıl yapar, bu evleri nasıl ateşe verebilir, bu acımasızlık bu insan öldürmeler, parçalamalar nasıl yapılır? Diye sürdürüyorsunuz okumayı.
Sünni olan Muhtar Sabri’nin yakın arkadaşı Alevi Arif Dede’ye kinlenmesi, bu kinlenmenin onu öldürmeye kadar varması sizi hayretlere düşürüyor.
Hele askerin, polisin kısaca devletin, tüm olanlara seyirci kalması, acz içinde olması sizi çıldırtıyor. Ama tüm bunlar olurken bir teğmenin, bir askerin insanca çırpınışları, bir şey yapamamanın çaresizliği içinde kahrolmaları, sizi insanlığın daha ölmediğini gösteriyor, kör de olsa bir umut ışığı yakıyor içinizde.
Tüm bu çirkinliklerin, vahşetin anlatıldığı romanda içimizi ısıtan, bizi mutlu eden olaylarda yok değil.
Bir kere, ele alınan ailelerindeki sevgi, dayanışma, dostluk sizi sarıp sarmalıyor, içine alıyor.
Ali ile Elif’in sıcak aile ortamı, çocuklarının doğumu, Sinan ile Gökçe’nin nişanlanması, daha sonra evlenmeleri, Arif Dede’nin bilge kişiliği, Piro’nun ve Gül Hatun’un konukseverliliği, Mahzuni’den Pir Sutan’a uzanan saz ve söz sohbetleri, Remzi’nin saz ustalığı buna örnek.
İşkenceye dayanan yiğit iki insan: Ali ve Sinan… İnsan onurunun en zor koşullarda dahi korunduğu, nasıl dim dik ayakta kaldığı gözler önüne seriliyor.
Romanın son bölümü, dostluğun sevginin, dayanışmamın doruğa çıktığı bölüm… Sinan, Ali, Elif, Gökçe önce Ankara’ya oradan da İstanbul’a gitmeye karar verirler. Köylüler büyük bir coşku içinde kendilerini uğurlar.
Aynı bölümde ordunun yönetime el koyduğu da ele alınmış.  Ankara yolunda Sinan ve Ali’nin bindikleri otobüsten kontrol sonucu jandarmalar tarafından indirilip gözaltına alınmaları, Elif ve Gökçe’nin yalnız başlarına kalmaları… Roman burada bitiyor.
Oysa okuyucu bu sonu bir başlangıç olarak düşünüyor, yeni bir romanın başlangıcı. 
Faruk Demirel’in Maraş Maraş romanı hepimize geçmişi unutmamamız gerektiğini, unutursak günümüzde olup bitenleri anlayamayacağımızı ve geleceğimizi de olumlu NE OKUYALIM?
“Maraş Maraş” romanı üzerinde bir değerlendirme
Cahit Çakçıl / ANSAN Yönetim Kurulu Başkanı

Faruk Demirel’in ‘Maraş Maraş’  romanını soluk soluğu okudum. Böyle okuduğum romanların sayısı pek fazla değildir. Aslında hep iki ya da üç kitap bulunur masamda. Biraz birinden biraz diğerinden notlar ala ala okurum. Oysa ‘Maraş Maraş’ romanını iki günde bitirdim. Kâh kızarak kâh insan olmanın onuru ve onursuzluğunun dalgalarında ve sütlimanlığında…
Kitap 303 sayfadan oluşuyor. İlk sayfasında yazarın kısa bir yaşam öyküsü yer alıyor. Afyon’un Sandıklı ilçesi, Alagöz köyünde doğduğunu, eğitim süreçlerini ve 12 Eylül Darbesi’nden gözetimde kaldığını dergicilik, gazetecilik ve radyo yayıncılığı yaptığını, öğreniyoruz.
“Maraş Maraş İçin” başlığını taşıyan önsüzü usta yazar Hasan Kıyafet yazmış. Önsözün bir yerinde Hasan Kıyafet, yazar için şöyle diyor: “Unutmak ihanettir sözünün altını çizmiyor sadece, kafamıza kazıyor bu sözü. Maraş Katliamı üzerine yaman bir projektör tutuyor.” Romanı bitirdiğinizde, siz de yürekten katılıyorsunuz Kıyafet’in bu değerlendirmesine.
Roman toplam 44 bölümden oluşuyor. Bölümlerin kısalığı okumayı hızlandırıyor ve okuyucuyu sıkmıyor. Yazar kısa tümceler kurmayı yeğlemiş. Öz Türkçe sözcükler ağır basıyor anlatımda.
Betimlemeler, kişilerin ruhsal ve fiziksel portreleri anlatıma canlılık ve akıcılık sağlıyor.
Roman: “Ali, ana caddeden mahalle aralarına daldı. Ara sıra arkasına bakarak, izlenip izlenmediğini kontrol ediyordu. Sıkıntılı bir durum görünmüyordu.” Tümcesiyle başlıyor ve okuyucuda merak öğesini ilk adımda uyandırıyor.
Romanın belli başlı kişileri; Ali, Zeynel, Sinan,  Elif, Arif Dede, Gökçe, Remzi, Atilla, Mahmut, Muhtar Sabri, Piro, Gül Hatun, Öğretmen Kemal ve adı belli olmayan ‘Reis’ lâkaplı kişi.
Romanın başkişisi Sinan, öğretmendir ilk görev yeri Maraş’tır. Maraşlı olan Ali, kendisini üniversite yılarlıdan tanıyordur. Okul idaresiyle ters düşünce, hakkında bir takım uydurma tutanaklarla açığa alınmıştır. Memleketine döneceği sırada Ali onu otogarda görür, kalmasını ve birlikte gazete çıkarmayı teklif eder. Sinan’ın basınla ilgisi vardır. Zaten memleketine dönünce o da gazete çıkarmayı düşünmektedir. Ali’nin teklifini kabul eder ve orada kalır. Birlikte gazete çıkarmaya başlarlar. Yaptıkları haberler halkı bilinçlendirmekte, bazılarının çıkarlarına ters düşmektedir. Sonunda matbaayı yakarlar, ama onlar yılmazlar mücadelelerini sürdürürler.
Sinan, sosyalisttir, Maraş’ta kaldığı bölgede Aleviler ağırlıklı olarak yaşamaktadırlar. 
Alevi-Sünni, Kürt-Türk olmadan dostça yaşayıp gitmektedirler. Ta ki ‘Reis’ lâkaplı kişinin kente gelip bir toplantı düzenleyip “Devletin sahipleri, milletin gerçek koruyucuları sizlersiniz. Son zamanlarda komünistlerin ve Kızılbaşların hem siyasi hem de ekonomik ilerleyişi, devletimizin ve bölgemizin geleceğini tehdit eder boyutlara yükseldi. Kutsal davamızın önünde duran, engel çıkaran her kim olursa olsun ezilecektir…’ diye başlayan konuşmasını yapıp kalabalığın da ‘Allahu ekber’ nidalarıyla karşılık verdiği güne kadar.
O günden sonra her şey değişiyor. Romanın 19. bölümünden 30 bölümüne kadar bu değişiklik ele alınıp işleniyor.  Maraş Katliamı’nın dehşeti gözler önüne seriliyor. Okurken, “Olmaz böyle şey!” bir insan kitlesi bu insanlık dışı davranışları nasıl yapar, bu evleri nasıl ateşe verebilir, bu acımasızlık bu insan öldürmeler, parçalamalar nasıl yapılır? Diye sürdürüyorsunuz okumayı.
Sünni olan Muhtar Sabri’nin yakın arkadaşı Alevi Arif Dede’ye kinlenmesi, bu kinlenmenin onu öldürmeye kadar varması sizi hayretlere düşürüyor.
Hele askerin, polisin kısaca devletin, tüm olanlara seyirci kalması, acz içinde olması sizi çıldırtıyor. Ama tüm bunlar olurken bir teğmenin, bir askerin insanca çırpınışları, bir şey yapamamanın çaresizliği içinde kahrolmaları, sizi insanlığın daha ölmediğini gösteriyor, kör de olsa bir umut ışığı yakıyor içinizde.
Tüm bu çirkinliklerin, vahşetin anlatıldığı romanda içimizi ısıtan, bizi mutlu eden olaylarda yok değil.
Bir kere, ele alınan ailelerindeki sevgi, dayanışma, dostluk sizi sarıp sarmalıyor, içine alıyor.
Ali ile Elif’in sıcak aile ortamı, çocuklarının doğumu, Sinan ile Gökçe’nin nişanlanması, daha sonra evlenmeleri, Arif Dede’nin bilge kişiliği, Piro’nun ve Gül Hatun’un konukseverliliği, Mahzuni’den Pir Sutan’a uzanan saz ve söz sohbetleri, Remzi’nin saz ustalığı buna örnek.
İşkenceye dayanan yiğit iki insan: Ali ve Sinan… İnsan onurunun en zor koşullarda dahi korunduğu, nasıl dim dik ayakta kaldığı gözler önüne seriliyor.
Romanın son bölümü, dostluğun sevginin, dayanışmamın doruğa çıktığı bölüm… Sinan, Ali, Elif, Gökçe önce Ankara’ya oradan da İstanbul’a gitmeye karar verirler. Köylüler büyük bir coşku içinde kendilerini uğurlar.
Aynı bölümde ordunun yönetime el koyduğu da ele alınmış.  Ankara yolunda Sinan ve Ali’nin bindikleri otobüsten kontrol sonucu jandarmalar tarafından indirilip gözaltına alınmaları, Elif ve Gökçe’nin yalnız başlarına kalmaları… Roman burada bitiyor.
Oysa okuyucu bu sonu bir başlangıç olarak düşünüyor, yeni bir romanın başlangıcı. 
Faruk Demirel’in Maraş Maraş romanı hepimize geçmişi unutmamamız gerektiğini, unutursak günümüzde olup bitenleri anlayamayacağımızı ve geleceğimizi de olumlu yönde kuramayacağımızı gösteriyor.
Ülkemizi saran 1980 öncesi kâbusun bir bölümünün ustaca anlatılığı bu yapıt tarihe düşülmüş kalıcı bir ebedi nottur. Günümüz siyasal bunalımı da göz önüne alındığında, bu değerlendirme yazısı, Maraş Maraş romanın okunmasına katkı sağlar diye düşünüyorum.
yönde kuramayacağımızı gösteriyor.
Ülkemizi saran 1980 öncesi kâbusun bir bölümünün ustaca anlatılığı bu yapıt tarihe düşülmüş kalıcı bir ebedi nottur. Günümüz siyasal bunalımı da göz önüne alındığında, bu değerlendirme yazısı, Maraş Maraş romanın okunmasına katkı sağlar diye düşünüyorum.

 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

ANSAN faruk demirel hasan kıyafet maraş maraş öykü roman cahit çakcıl faruk demirel sanat kültür antalya

Haber Yorumları

Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sonuçlar
    Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 12 8 2 2 13 26
2 Medipol Başakşehir 12 8 2 2 9 26
3 Beşiktaş 12 6 4 2 7 22
4 Kayserispor 12 6 4 2 5 22
5 Fenerbahçe 12 5 5 2 8 20
6 Demir Grup Sivasspor 12 6 1 5 -1 19
7 Bursaspor 12 5 3 4 7 18
8 Göztepe 12 5 3 4 1 18
9 Akhisar Bld. Genç. 12 5 3 4 -1 18
10 Aytemiz Alanyaspor 12 5 2 5 3 17
11 Trabzonspor 12 4 4 4 -3 16
12 Kasımpaşa 12 4 3 5 -1 15
13 Yeni Malatyaspor 12 4 2 6 -4 14
14 Antalyaspor 12 3 4 5 -7 13
15 Atiker Konyaspor 12 3 2 7 -4 11
16 Osmanlıspor FK 12 2 2 8 -9 8
17 Karabükspor 12 2 2 8 -9 8
18 Gençlerbirliği 12 2 2 8 -14 8
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı