15 Ağustos 2018, Çarşamba

Ve Ankara romanı, Kamile Yılmaz'ın değerlendirmesi

Ve Ankara romanı, Kamile Yılmaz'ın değerlendirmesi

“Ve” diye başladıysan söze, elbet bunun bir öncesi vardır. “VE ANKARA” romanı da öyle. Önce “MARAŞ MARAŞ” ı okumalı. Ben de öyle yaptım.

“Ve Ankara” romanı Ubuntu Yayınları’ndan çıkmış. 318 sayfa. Elinize almadan önce, acele yetişecek işlerinizi bitirin, çünkü elinizden bırakamayacaksınız. Sonra “Demedi” demeyin.

“Ve Ankara” Türkiye yakın tarihinin romanlaştırılmış hali. İyi ki de romanlaştırılmış çünkü bu acıları okuyabilmek, başka türlü dayanılır gibi değildir. Roman, “Maraş Maraş” romanının ikinci cildi gibi düzenlenmiş, kahramanları da aynıydı.

İnsan, yaşadığını ve en iyi bildiğini yazarsa, daha başarılı olurmuş. Faruk Demirel de siyasi olayların içinden gelmiş. Aynı acılara ortak olmuş. Devletin şiddetinden kendine düşeni de almıştı. O nedenle kitap, oldukça başarılıydı.

Roman, Maraş yangınından zar zor kurtulabilen, Gökçe ile Ali’nin aşkıyla nefes alıyordu. Yazar, insana yapılabilecek en büyük işkenceyi bile dilinin akıcılığı ile okutarak, okuyucuyu sürüklyordu.

Halkın güvendiği, gözü gibi sevdiği askeri gücün, birden bire nasıl da düşman kesildiğine şaşırmamak mümkün değildi. Çekilen acılarla toplumun kolayca ikiye bölünüşü, işkenceden geçirilen gençleri suçlamaya kalkacak kadar gözüne kül atılmış olması oldukça tanıdık geliyordu.

Bütün acılara karşın umudun hiç bir zaman yitirilmediğini, inatla güzel günlerin geleceğine, iyilik ve güzelliğin kazanacağına olan inancın önünde saygıyla eğilmemek mümkün değildi.

Olayları okudukça bir yandan yüreğimiz acırken, diğer yandan umudumuz çiçekleniyordu. Bir insanın diğerine iştahla saldırmasını yadırgarken, işkence anında bile aşkını yaşayan, ruhunu acılardan sıyırıp kaçırabilene hayranlık insanın umudunu arttırıyordu.

Yazmak, elbette sabır işidir. Hele şu zamanda cesaret işidir de. “Ve Ankara” gibi yapıtlar verebilmek ise kocaman bir yürek ister. Öte yandan yazmak, iğne ile kuyu kazmaktır. Çoğu kez bir tümceyi ya da sözcüğü bir çok kere değiştirmek gerekir. Bazen sonradan değiştirip yazılan tümce, yerine uymaz. Tekrar eski tümceye dönmek gerekir. Kısaca akıcı, anlaşılır ve sürükleyici yazabilmek ustalık ister.

Okuyucuyu meraklandırmak gerekir. Bunun için de olayların başına düğüm atmalıdır. Her yazan bunu başaramaz. Usta yazarlar, daha ilk paragrafta bu düğümü atar. Okuyucuyu yüreğinden yakalar. Bazıları da kitabın yarısından sonra bunu başarabilir. O nedenle kitabın ilk sayfası çok önemlidir. Okura kitabı okutur ya da soğutur. “Sıkıcı” dedirtmemek önemlidir.

Faruk Demirel, yakın tarihteki acıları, okuyucuya bala batırarak sunmuş. Okuru, sürüklemeyi, meraklandırmayı ve tutmayı başarmış, tam da yüreğinden yakalamış.

Ülkenin güzel insanlarının bir kısmı yurdunu, yuvasını terk etmek zorunda kalışını, bir kısmının canından, sağlığından, sevdiğinden oluşunu, dayanışmanın en güzelini, paylaşmanın en derinini nakış nakış işlemiş. Kitabın arka sayfasından birkaç cümle ile bitirelim.

“Ve Ankara,

Kış güneşine aldanıp erken uyanarak çiçek açan erik, zerdali, badem ağaçlarının çiçek kıran ayazına yakalanıp üzerine kar yağdığı ve meyve veremediği için tuttuğu yastır.

“Ve Ankara”

Yeniden yola çıkanlara merhabadır.”

Eline, yüreğine, kalemine sağlık Faruk Demirel. Nice romanlara…

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

Kamile Yılmaz ve ankara roman 12 eylül darbe işkence ubuntu öykü

Haber Yorumları

Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Son Dakika Haberleri

Çok Okunan Haberler

İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı