Radyo Akdeniz
21 Ekim 2017, Cumartesi

YAŞAR KEMAL VE HALK KÜLTÜRÜ

YAŞAR KEMAL VE HALK KÜLTÜRÜ

Leyla AKGÜL Yazdı

1940’lı yıllarda içinde yaşadığı toplumun sorunları ile ilgilenip şiirler yazan Yaşar Kemal, bir taraftan geçimini sağlamaya çalışırken diğer taraftan da çocukluğunda annesinden dinlediği destanların etkisiyle[1] çok yoğun bir biçimde Çukurova halk kültürünü derlemeye başlar. Toplumun yaşam biçimi ve gelenekleri ile yakından ilgilenen ve bu konudaki bilgilerini sürekli geliştiren yazar, romanlarında kendi ailesinden başlayarak Anadolu halkının yaşamınını, inancını, kültürünü, tarihini, geçim kaynaklarını ve korkularını bütün yalınlığı ile yansıtmıştır. Romanlarında doğaya, insana ve hayata dair birçok ayrıntıyı izlemek mümkündür.

 

Babasının, evlatlığı tarafından gözlerinin önünde öldürülmesiyle 12 yaşına kadar konuşamayan[2] Yaşar Kemal, olağanüstü bir dil ustası olup çıkmıştır. Hüzünlü bir kaza sonucu bir gözünü kaybeden[3] yazarın romanlarındaki renk cümbüşü okurun başını döndürecek kadar etkilidir. Çünkü o renkler, doğanın renkleri olduğu kadar Yaşar Kemal’in de renkleridir. Kimsesiz bir çocukluktan dünyanın her yerinden akrabalara ulaşma yolunda büyük bir adımın adıdır Yaşar Kemal.

 

Yaşar Kemal hayatı anlamlandırmaya çalışırken, kendini çevreleyen olayları, onu etkileyen unsurları içselleştirerek romanlarını zenginleştirmiştir. Rıfat Ilgaz’ın Görmedik sıkıntısız yaşandığını / Rahatın şiirini yazamadık”[4] dizesi işte bu anlamda Kemal Sadık Gökçeli’yi, Yaşar Kemal yapan süreci ifade eder.

                              

Çukurova âşıklarının, destancılarının ve Kürt dengbejlerinin[5] türkü ve hikâye anlatma geleneği içerisinde büyüyen Yaşar Kemal, bu gelenekten aldığı mirası kendi renk ve nakışlarıyla bezemeyi başarmıştır. İçinde yaşadığı toplumun destanlarını, masallarını, ağıtlarını, şiirlerini, türkülerini ve hikâyelerini çok iyi bilen Yaşar Kemal’in başarısını; yoksul ama renkli çocukluğu, derlemeleri ve röportajları ile topluma tanıklık etmesinde aramak gerekir. Çukurovalı küçük bir çocuğun günlük macerasından başlayan bu tanıklığın ilmek ilmek işlenerek yerelden evrensele ulaşmanın yolunu açtığı anlaşılmaktadır.

 

Yaşar Kemal dilinin zenginliği, şiirsel sözü ve destansı tekniği ile okuru romanın içine çekmekte ve romanlardaki canlılık, renkler ve doğa, okura sanki romanda okuduğu kahramanın kendisi olduğu hissini vermektedir. Bu konudaki ilk deneyimlerini bir destancıdan daha güzel konuştuğunu söylediği ve anlatılarına büyülendiği annesinden öğrenen Yaşar Kemal bir söyleşisinde “Bu iş için büyülü bir dil gerek; yazarın dili hikâyenin gücünü, Köroğlu’nun gücünü aşmalı (...) Bunu başarmaya çalıştım. Başardım demek benim için değil zaten. (...) Üç sene, beş sene demek yanlış olur. Çocukluğumda Köroğlu hikâyesini dinlerdim de, bir de ben anlatsam, derdim; bir de ben anlatsam da cihan-âlem dinlese, derdim. (...) Bir yazarın bütün hayatını alır bu iş...”[6] diyerek anlatımda dilin önemini ve bu konuda kendine duyduğu güveni vurgulamaktadır.

 

Yaşar Kemal, toplumsal gerçekliğin temel öğelerini romanlarında çok başarılı bir şekilde kullanır. Genelde Çukurova’nın toprak sahibi zenginlerinin çelişkileri ile topraksız, yoksul köylülerin sorunlarının işlendiği romanlarda tipik karakterler, dram, çaresizlik, gelenekler ve doğa bütün çıplaklığıyla göz önüne serilir. Feodal insan ilişkilerinin tüm yalınlığı ile anlatıldığı, farklı ve doğal karakterlerle zenginleştirilen romanlarda Anadolu coğrafyası bir bütün olarak imgelenmektedir. Ailesinin ve çevresindekilerin hikâyeleri, destan, türkü ve ağıtlarla öğrendiği kimi bilgiler romanlarında düş ve gerçeklik arasında birbirine karışır. Gerçeklik ve düş arasındaki bu unsurlar, yerel bir yaşamı betimlerken kullandığı coşkulu ve taşkın söylem romanlarında büyüleyici bir etki yaratır.

 

Yaşar Kemal’in doğa betimlemeleri son derece gerçekçi ve çarpıcıdır. Doğa bütün unsurları ile birlikte insanı kucaklar. Dağlar, tepeler, akarsular, ağaçlar, bitkiler, çiçekler, güneş, rüzgâr, toz, ceylanlar, arılar, karıncalar, kurbağalar, yılanlar, kartallar, böcekler ve renkler yaşamla bire bir örtüşmektedir. Yaşar Kemal, Çukurova coğrafyasının kendine has özelliklerinden bahsederken bir taraftan “Sarı Sıcak” diyerek bölgenin nemli yapış yapış sıcağını, bir taraftan da Torosların yayla serinliğini bütün alıcılığıyla göz önüne serer. Doğanın bu kadar canlı tasvirini “Yaşar Kemal’i Okumak” adlı eserinde Altan Gökalp; Zeytin ağaçlarından mı söz edecek? Zeytin üretimi konusunda gerçek bir araştırmaya girer. Kılıç balığı avından mı söz edecek? Zıpkın ucunu kesin olarak betimleyebilmek için gidip Boğazdaki son zıpkıncıları bulur.”[7] diyerek açıklamaktadır.

 

Bu başarının sırrını Yaşar Kemal’in “Arılarla haşır neşir olmuştum… Arıların yuvaları sanki benim yuvalarımdı. Öylesine bir dostluk… Bu dostluk da tek yanlı değildi, öylesine arılarla dostluk kurmuş, bu işte öylesine ustalaşmıştım ki, çoğunlukla arılar beni sokmuyordu.”[8], “Kabukların arasına oturuyor, onlara, üst üste çokuşmuş arılara gözümü dikiyor, gözümü onlardan ayırmadan seyrediyordum. Bir şeye gözümü dikip günlerce durmadan seyretmek benim çocukluk huylarımın başlıcalarındandı. Örneğin eve getirilmiş bir kilimi aylarca bıkmadan, usanmadan seyrettiğimi anımsıyorum. Çocukluğumda demircilerin ocakları, marangozların uğraşları da benim için arı seyretmek gibi bir şey olmuştur. Bu seyretme işim günlerce de sürüyordu.”[9] sözlerinde bulmak mümkündür.

 

Çocukluğunun kahramanlarını, Hava Ana’nın şifalı otlarını, atların vebasıyla birlikte kartalların ölümünü, ailesinin eşkıyalarını, destanlarını, ağıtlarını kısaca yaşadığı, duyduğu, gördüğü her şeyi bir destan tekniğiyle ve şiirsel bir dil ile anlatan Yaşar Kemal’in, Kürt halk şairi ve destancısı Abdale Zeyniki’den[10] etkilendiği görülmektedir. Zaten kendisi de Kürtler’in Homeros’u olarak tanıttığı Abdale Zeyniki’yi “Benim fikir babamdır” diyerek ifade etmektedir.[11]

 

Yaşar Kemal romanlarında tarihi ve coğrafi bilgilere de rastlamak mümkündür. Özellikle Çukurova ve yöresindeki ağıt ve destanlarda sıkça tekrarlanan Fırka-i Islahiye gibi önemli olayların toplumdaki etki ve sonuçları izlenebilir. Yine bölgenin coğrafyası ile ilgili belki bir coğrafya kitabında bulunmayacak bilgiler de verilmektedir.[12]

 

 

[1] Yaşar Kemal, annesi ile ilgili şu bilgileri vermektedir: “Belki Kürtçeyi bir destancıdan daha güzel konuşurdu. O bir masal, bir destan, bir olay anlatırken herkesi lalü ebkem ağzına baktırırdı. Ben de onun anlatımına hayrandım. Onun anlatıları beni büyülerdi.” Ayrıntı için bakınız. Yaşar Kemal, Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor, Alain Bosquet İle Görüşmeler, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, Şubat 2008, 3. Baskı, Sayfa 16.              

[2]    Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor, Sayfa 35-36.

[3]    Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor, Sayfa 36.

[4]    Rıfat Ilgaz,

[5]   Dengbej: Genel olarak köyden köye, şehirden şehire göç ederek yaşayan, hayatını söyledikleri türküler sayesinde kazanan insanlara verilen ad. Bir çoğu sadece arbena (erbena) isimli ritm çalgısı ile, bir kısmı ise herhangi bir enstrüman kullanmadan türkülerini söylerler.

[6] Akşam gazetesi 28.01.1966 – cengiz Tuncer- köroğlu üzerine

[7] Altan Gökalp, Yaşar Kemal’i Okumak, Adam Yayınları, 1998, Sayfa 11-29.

[8] Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor, Sayfa 42.

[9] Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor, Sayfa 43.

[10] Abdale Zeyniki: 19. Yüzyılda yaşamış Kürt halk destancısı.

[11] Fikir Babası abdale….

[12] “Yıllar geçtikçe ova Akdenizden durmadan alıyor, Akdeniz küçüldükçe ova genişliyor. Roma çağında Tarsus deniz kıyısındaymış. Şimdi kırk kilometre içerde. Ben, Tarsusu iyi bilirim, bunun böyle olduğuna bir türlü inanamadım. O kayalık Toroslardan bu kadar çok toprağın gelebileceği, hele gençliğimde, benim aklıma bir türlü sığmamıştı. Sonra bütün ovanın, çünkü çok eskilerde Akdenizin kıyıları Toros eteklerinden başlarmış., dağlardan indiğini öğrenince daha çok şaşaladım. Şimdi Toroslarda Akdeniz arası kimi yerlerde yüz yirmi, yüz elli kilometre.” Ayrıntı için bakınız. Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor, Sayfa 32 -33.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

yaşar kemal leyla akkgül halk yazarı ince memed abdi ağa

Haber Yorumları

Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sonuçlar
    Takımlar O G B M Av P
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı

BASINDA BUGÜN

TÜM GAZETELER