14 Aralık 2017, Perşembe

Dev-Genç lideri meclis yolunda

Dev-Genç lideri meclis yolunda

"78’lerin Dev-Genç Genel Başkanı Bülent Uluer, 7 Haziran 2015’te yapılacak genel seçimlerde Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili aday adayı oldu. Bülent Uluer, “HDP’nin HDK bileşeni olan Çerkes Solu’ndan aday gösterilmekten ancak gurur duyarım, bu benim için onur verici bir şey” dedi."

Söyleşi: Sezin Yeşilderin/ İstanbul/Kaynak: Orta Sayfa
 

Halkların Demokratik Partisi HDK bileşenlerinden Çerkes Solu’nun milletvekili olarak sizi aday göstermek istemesini nasıl karşıladınız?
 

Ben aday gösterildikten sonra Çerkes olmadım, doğuştan gelen bir özellik bu. Çerkes olduğumu benimle yapılan her röportajda, her söyleşide, her televizyon programında söyledim.
HDK’nin Çerkes temsilcilerinden kıymetli Ümit Örten ve Cemal Demirok arkadaşım benimle görüştüler ben de aday olmayı kabul ettim. Çünkü HDP’nin HDK bileşeni olan Çerkes Solu’ndan aday gösterilmekten ancak gurur duyarım, bu benim için onur verici bir şey.
 

Çerkesler olarak beklentileriniz nelerdir?

80 öncesi şu gerçekliğin altını çizmek lazım: Çerkeslikle ilgili çok fazla önemli şeyler yapılmadı. Bir sürü Kürt arkadaşım Kürtlükle, Alevi arkadaşım Alevilikle çalışmalar yaptı. Biz, bizi daha çok ilgilendiren, kafamızı daha çok yorduğumuz devrimcilik ve sosyalistlik üzerinden yaptık çalışmalarımızı. Bunun sebebi, tarihimiz olan Bolşeviklerin tarihinden bize intikal eden bir şey olmasıydı. Çünkü bir Gürcü Bolşeviği, bir Ermeni Bolşeviği veya bir Musevi Bolşeviği olduğumuz zaman Bolşevikler içinde küçümseniyorduk, milliyetçilik yaptığımız iddia ediliyordu. Bunun en bariz örneği Bundçuluk hareketidir. Bundçular yani Museviler, Bolşevikler içinde kültürel özerklik istedikleri zaman Lenin ve Stalin onlara şöyle itiraz ettiler: “Toprak bütünlüğü olmayan bölgenin olduğu yerdeki ulusların kültürel özelliği olamaz.” Bundçuluk diye bir ayrımcılık yaşadı Bolşevikler ve Bundçuları partiden tasfiye ettiler. Mesela biz Bundçuluğu atladık o zaman. Bugün hala Batı Avrupa’da ve Türkiye’de aynı kafada olan komünist parti yöneticilerinin olduğunu düşünüyorum. Bu konu Çerkesliğe geldiğinde, biz Çerkesler Osmanlı toprakları içindeydik, Kuzey Kafkasya’da toprağımız vardı. Fakat şimdi T. C toprakları içinde toprağı olmayan bir ulusuz, bu bir gerçeklik. Dolayısıyla bizim Türkiye’den isteyeceğimiz bir toprak yok. Bizim Türkiye’den isteyeceğimiz; kültürel özerkliğimiz, anadilimizi kullanmamız, geleneklerimizi devam ettirmemiz.

HDP milletvekili aday adaylığınızı duyan arkadaşlarınızdan ve çevrenizden gelen tepkiler nasıl?

Kimi arkadaşlar “milletvekili olarak fazladan ne yapacaksın” diye soruyorlar. Ben fazladan bir şey yapamam; kuş konduramam, şapkadan tavşan çıkaramam… Aynı partide olduğum arkadaşların yaptıklarından biraz fazla biraz azını yapabilirim ancak. Herkes kabiliyeti düzeyinde bir şeyler yapabilir. Kimi iyi konuşur, kimi iyi yazar, kimi örgütçüdür, kiminin başka bir özelliği vardır… O nedenle şöyle bir ifadeyi kullanmak bana yakışmaz: “Beni bir seçin, bak neler olur…” Bir şey değişmez aslında; benim yerime bir başkası da seçilmiş olsa benim yapamadıklarımı o yapar, onun yapamadıklarını da ben yapmış olurum. Bunda bir beis yok. Bu sözler benim için bir mütevazılık değil, gerçeklik. Bunun fevkinde bir şey söyleyenler, değişmez olduğunu düşünen ruh hastası insanlardır. Milletvekilliğine aday olurken “abi, ben bi seçileyim, toplum nasıl değişir” diye düşünen insanlarla toplumda hiçbir şey değişmez. Böyle düşünen insan zaten kendini de değiştiremediği için, hiç kimseyi de değiştiremez.
Bu bir ekip işidir. Çok sayıda daha becerikli insan bir araya geldikleri zaman daha verimli iş çıkar. Çok sayıda beceriksiz insan bir araya geldiği zaman daha kötü bir iş çıkar. Burada ferdin bir rolü yok, bu bir kadro, bir ekip sorunudur. Onun için söyledim zaten; kimi iyi konuşur, kimi iyi yazar, kimi iyi grup başkan vekili olur, kimi kanun maddesi yazar, kimi anayasa komisyonunda bu işin uzmanıdır, kimi insan hakları konusunda bu işin uzmanıdır, kimi Avrupa konseyinde uzmandır. Bunların hepsi birleştiği zaman bir anlam kazanıyor.
Ne yazık ki, partiye gidip “beni seçmezseniz küserim” diyenlerin -ki bu en hafifi- hatta daha ileri giden dangalakların olduğunu duydum. Bunu demeye kimsenin hakkı yok. Bizim parti olduğu için bu konu beni ilgilendiriyor, diğer partiler beni ilgilendirmez. Bir insan bir partinin üyesi olur, parti ona teklif götürebilir veya götürmez siz kendiniz başvurursunuz, parti bunu değerlendirir. Parti şuna göre değerlendirmez: Partinin yönetimindeki Kastamonulular çoğunluklu diye veya benzer başka nedenle onu vekil yapmazlar. Bu şartlarda bugün bize lazım mı bu insan diye değerlendirirler. Mesela siz hakikaten önemli bir adamsınızdır ama bugünkü şartların adamı değilsinizdir. Bu dönemde sizi vekil adayı yapmayı uygun görmüyoruz diyebilirler, buna kızmaya hakkı yok kimsenin. Hele ki biraz örgütlü yaşamış insan, örgütüne bağlıysa (örgütüne ve görüşlerine güveniyorsa),örgütün yaptığını kabul etmek, kararlarına uymak mecburiyetindedir. Muhalefet hakkınızı saklı tutarsınız, yetkili kurumlarda görüşlerinizi söyleyebilirsiniz ama her yerde değil. Partiye zarar vermiyorsa, her yerde söylenecek görüşler de vardır, Ama siz her yerde “aslında parti bunu yapıyor ama yanlış” derseniz, kendini çok ayrıcalıklı fikirleri olan nadide insan olarak ispat etmek için veya böyle görünmek için davranırsanız parti disiplini suçu işlemiş olursunuz. O nedenle, hiç kimsenin partiye gidip, “beni mutlaka seçmeniz lazım” demeye hakkı yoktur. Hele ki parti bunu kabul ederse -ki edeceğini düşünmüyorum- parti burada kendini esir etmiş olur.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

7 Haziran seçimleri için öngörünüz nedir?
 

Simdi seçimler çok kritik bir dönemde yaşanıyor, sadece Türkiye açısından değil, Ortadoğu açısından da. Mesela son üç gündür Musul’a harekat yapılacağı söyleniyor. Musul’a harekat yapıldığı andan itibaren Sünni-Şii çatışmasının tavan yapacağını bilmek gerekiyor. Bu Sünni eksenin içinde Türkiye de var. Bir taraftan Sünni eksenin içinde Sünni aşiretlerle ilişki sürdürüyor, bir taraftan koalisyona mühimmat gönderiyor. Hatta İncirlik’e açacağını söylüyor. İncirlik’e açtığı zaman bomba atmasına gerek yok Türkiye’nin, zaten otomatikman Ortadoğu hamleye girmiş demektir. Şimdi bunun Türkiye’ye yansıması nasıl olacak? Hepimizin bildiği gibi Türkiye’de çok sayıda İŞİD güçleri var. İŞİD güçleri harekete geçtiğinde seçimlere çok büyük gerginlik içinde gireriz ve bundan hiç kimse karlı çıkmaz. AKP karlı çıkarım derse yanılır, toplumun büyük bir kısmı seçime gitmekten geri çekilirse, seçimin meşruiyeti zayıflar. Bu, seçimin önemli bir handikabını göstermektedir. Bir de bu seçimler için, bizden hiç hoşlanmayan insanlar gazete makalelerinde anlayamadığım şekilde şöyle yazıyorlar: “Aman bağımsız girin, parti olarak girerseniz kazanamazsınız.” “Bizi neden bu kadar çok sevip düşünüyorlar” diye düşünüyor insan. Bizi sevmiyorsanız, bırakın başımızın belasını bulalım, böyle demiyorlar mesela. Tam tersine, bizi en sevmeyenler bize akıl veriyor. Zaten Türkiye’de benim anlamadığım şöyle bir şey var: Başkası kendi partisine verdiği akıldan daha fazlasını başka partiye veriyor. Niye? Sen adamın kazanamamasını istemiyor musun? “Şöyle şöyle yapsa CHP gerçek sol olur ve çok güzel olur!” Mesela Kılıçdaroğlu, bütün konuşmalarında Selahattin Demirtaş’a HDP’ye yükleniyor: “AKP ile HDP anlaştılar, barajı aşamayacaklar, dolayısıyla AKP 400 milletvekili çıkaracak, başkanlık sistemine gidilecek.” Daha Kılıçdaroğlu çıkmadan iki saat önce Selahattin Demirtaş “başkanlık sistemine karşıyız, biz barajı aşacağız, kimse kendini üzmesin” diye açıklama yapıyor. Şunu fark ettim: CHP’nin en tedirgin olduğu parti HDP. CHP, kendi tabanından HDP’ye oy gideceğini fark etti. Çünkü hiçbir AKP’li CHP’ye oy vermez, MHP’li CHP’ye oy verir. Ama HDP, CHP ve AKP’nin tabanından oy alır. Tahmin ediyorum bu seçimde HDP, Alevilerin de solun da önemli bir kesiminden de oy alacak. Kimi sol partilerin oluşturduklar BHH hakkında konuşmak istemiyorum, daha erken. Umarım, sol veya sosyalist ya da devrimci ismine uygun bir tavır alırlar, almazlarsa bunun tarihsel bir karşılığı da gelebilir. Çünkü biz kaybedebiliriz, seçimi kaybetmiş olmak çok önemli bir şey değil, ama sosyalistliğin prensiplerini kaybetmiş olursan asıl o zaman kaybetmiş olursun. Buna çok dikkat etmeleri gerekiyor.
 

Geçen seçimlerde 42 ilde girdik 6,4 oy aldık. Cumhurbaşkanlığı seçiminde 81 ilde girdik 9,8 aldık. O dönemden yani geçen vekil seçimlerinde bu seçim arasında 4,5 milyon insan oy hakkı kazandı. Bildiğim kadarıyla % 62’si Kürt kökenli. Bunları topladığın zaman, eğer ki seçimlerde konuşma üslubuyla büyük yanlışlıklar yapmazsak %10 barajını geçmek çok kolay.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

dev-genç buulent uluer. hdp seçim

Haber Yorumları

Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sonuçlar
    Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 15 10 2 3 14 32
2 İstanbul Başakşehir 15 9 3 3 9 30
3 Fenerbahçe 15 8 5 2 12 29
4 Beşiktaş 15 7 6 2 10 27
5 Kayserispor 15 7 6 2 6 27
6 Göztepe 15 8 3 4 5 27
7 Trabzonspor 15 7 4 4 4 25
8 Bursaspor 15 7 3 5 10 24
9 Demir Grup Sivasspor 15 7 1 7 -5 22
10 Akhisar Bld. Genç. 15 5 4 6 -5 19
11 Kasımpaşa 15 5 3 7 -5 18
12 Aytemiz Alanyaspor 15 5 2 8 -3 17
13 Yeni Malatyaspor 15 4 4 7 -5 16
14 Osmanlıspor FK 15 4 2 9 -5 14
15 Atiker Konyaspor 15 4 2 9 -6 14
16 Antalyaspor 15 3 5 7 -11 14
17 Gençlerbirliği 15 3 3 9 -12 12
18 Karabükspor 15 2 2 11 -13 8
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı