Radyo Akdeniz
24 Kasım 2017, Cuma

Yüksekdağ: Otoriterliğe hayır diyenlerin zaferi

Yüksekdağ: Otoriterliğe hayır diyenlerin zaferi

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ: Seçim sonuçlarını tek tipçiliğe, otoriterliğe, tek adam ve tek parti sistemine “hayır” diyen halkların zaferi olarak görüyorum

HATİCE İKİNCİ / BİRGÜN NET

HDP’nin seçim barajını yüksek bir oy oranı ile aşmasının ardından başlayan koalisyon tartışmaları sıcaklığını koruyor. HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ seçim sonrası ortaya çıkan tabloyu, koalisyon tartışmalarına dair neler düşündüklerini ve Birleşik Haziran Hareketi başta olmak üzere sol muhalefetin diğer kesimleriyle bundan sonra kuracakları bağı BirGün’e anlattı.

> Seçim başarınızdan başlayalım isterseniz…

Bu, sadece HDP’nin değil, çok büyük bir koalisyonun, birliğin ve halkların başarısıdır. Seçim kampanyasının ana sloganını “Bizler Meclis’e” diye tarif ederken, soyut ve afaki bir şeyden bahsetmemiştik. Somut bir gerçeğin tarifiydi “bizler”. Çoğul olan ve halkların birliğini, koalisyonunu temsil eden bir program ve bir irade kazandı 7 Haziran’da. Seçimleri, tek tipçiliğe, otoriterliğe, tek adam ve tek parti sistemine “hayır” diyen halkların zaferi olarak görüyorum.

> Bu başarıyı bekliyor muydunuz?

Aslında daha fazlasını bekliyorduk, istiyorduk. Kendimizi yüzde 15 oy hedefine ve 100 vekil çıkarmaya göre daha çok planlamıştık. Hedeflerimizi, çalışma planlarını ona göre kurguladık. Ama diğer taraftan baraj kaygımız yine vardı. Komplolar, entrikalar, saldırılar; sandıklarda karşımıza çıkacak hırsızlıklar nedeniyle aşamamak bizi kaygılandırıyordu. Aslına bakarsanız seçim kampanyasına başlamadan önce bile yüksek bir enerji oluşturduğumuzu görüyorduk. Bize gelen duyumlardan, insanların doğrudan ifade ettiği yaklaşımlardan, net bir şekilde HDP’nin oy oranını yükselttiğini görüyorduk. Kampanya boyunca bu izlenimimiz daha da güçlendi. Gittiğimiz yerlerde CHP’den tutun MHP’ye AKP’ye kadar çok ciddi oranda destek buldu kampanyamız.

’SALDIRILAR HALKTAN DEĞİL'

> Seçim çalışmalarınız sırasında size dönük saldırıları nasıl değerlendirdiniz?

Hiçbirisi emin olun halktan gelen saldırılar değildi. Bir taraftan çok üzüldük bu seçim kampanyasında, ama bir taraftan da çok mutlu olduk. Çünkü Türkiye toplumu, bazı şeyleri aşmış. Biz, ırkçılığın, şovenizmin bu topraklarda çok önemli oranlarda zemin kaybettiğini gördük. Çünkü bu dönemde bize yönelen saldırılar halktan gelen saldırılar değildi. “Bindirilmiş kıtalar” diyorlar ya, örgütlenmiş çete grupları, devşirilmiş çete yapıları, özellikle de AKP Hükümeti’ne de bağlı yapıların örgütlediği kesimlerdi bunlar. Bunların sayısız kanıtı var, tanığı var. O nedenle, bu dönem içinde ırkçılığın önemli oranda taban yitirdiğini söyleyebiliriz Türkiye’de.

> 6 Haziran’dan önceki HDP ve sonrasındaki HDP; arada bir fark olacak mı?

Fark şu olacak; daha güçlüyüz artık. Ortaya koyduğumuz programın arkasında daha güçlü bir toplumsal taban var. Biz, seçim bildirgemizde de “artık Türkiye’de birçok şey ve siyasi dizayn; programımızı, bizim söylediğimiz sözleri asla ve asla yok farzedemeyecek” dedik. 7 Haziran itibariyle artık bu programın arkasında çok daha büyük bir halk gücü var. Söylediğimiz her sözün arkasında durmaya devam edeceğiz. Biz, 6 Haziran’a kadar hep şunu söyledik, “Biz, Türkiye’nin, ihtiyaç duyduğu, etkin, güçlü, değiştirici, dönüştürücü ve sıçratıcı ana muhalefeti olacağız.” Bugün çok şükür, bir anamuhalefet gücü olarak ortaya çıktık. Ve programımızda ifade ettiğimiz bütün başlıkların, ortaya koyduğumuz bütün sözlerin altını doldurmak için de çok daha kararlı ve güçlü bir mücadele yürüteceğiz. En temel fark bu olacak.

‘EMANET DEĞİL YENİ OYLAR'

> Çok tartışılan “emanet oylar” meselesine gelmek istiyorum. Bu “emanet oylar” HDP’ye nasıl bir sorumluluk yükleyecek?

“Emanet oylar” kavramı yerine, “yeni oylar” desek. Biz aslında AKP ve diğer siyasi partilere dağılmış emanet oylarımızı geri aldık. Bunlar, çok yeni bir oydur bizim bakımımızdan. Aynı zamanda yelpazesi geniş bir oy alanıdır. Demokrasi ve özgürlük güçlerinin, emek güçlerinin, barış güçlerinin oluşturduğu yeni bir hinterland oluşmuştur. Bu zamana kadarki ırkçı, baskıcı, otoriter, siyasi hinterland artık daraldı ve parçalandı. Ve bu, yelpazesi geniş, birleştirme gücü geniş bir durumdur, alandır. Bunun içerisinde olan, bize oy veren, bu alanı, bu sahayı oluşturan bütün güçlerin, bütün dinamiklerin sözü, iradesi, varlığını bundan sonraki süreçte korumaya, büyütmeye devam edeceğiz.

’EN ÇOK AKP'DEN OY ALDIK'

> En çok hangi siyasi partinin tabanından oy aldınız?

En çok AKP’den aldık, AKP’ye oy veren Kürt seçmen kitlesi. Bölgede neredeyse AKP’li vekil kalmadı. Sadece dört ilde temsili varlığından söz edebiliriz. Aynı zamanda metropollerde, Batı’da önemli oranda AKP’ye oy veren Kürtler’den destek aldık. İkinci derecede, ikinci halkada CHP’ye oy veren halkımızdan aldığımız oylar vardır. O da çok önemlidir bizim açımızdan. Çok şaşırdık.

> CHP tabanından gelen bu desteği nasıl yorumladınız?

CHP’ye oy veren kitle içerisinde demokrasi isteyen bir damar var. Ve CHP kitlesi içinde Alevi oyları da ağırlık oluşturur. Geride bıraktığımız dönemde demokrasi isteyen, özgürlükçü laiklik temelinde yaşam haklarının, yaşam alanlarının savunulması temelinde seçim yapan insanlara, seçme hakkı bırakmadı siyasi iktidarlar. Çok ciddi bir siyasal İslam, baskıcı İslam tehdidiyle karşı karşıya kaldı Türkiye halkları. CHP tabanı da bunlardan en çok rahatsızlık duyan kesimdi. Biz bu baskıcı İslam, baskıcı siyasal İslam dayatması karşısında daha özgürlükçü bir yol güvencesini oluşturmaya dair söz verdik.

> CHP’nin tabanı sizi eskisi kadar korkutmuyor mu?

Hayır, aslına bakarsanız hiçbir partinin tabanı bizi eskisi kadar korkutmuyor. Seçimden çıkan matematik, açık bir şekilde bütün partilerin tabanlarının şunu söylediğinin ifadesidir; “barış devam etsin, barış arayışı devam etsin, çözüm süreci devam etsin.” Çözüm sürecinin karşısında duran artık Türkiye’de çok küçük bir azınlıktır.

Biz, MHP tabanından oy almış bir partiyiz. Bu insanlar bize; “size barışı sağlayacağınız konusunda güveniyoruz” diye oy verdiler. Bu tabanda da bu memlekette gerçekten barış isteyen, savaş istemeyen kesimler var. Yani siyasi iktidarı elinde tutanlar, 7 Haziran’da halkın söylediğine, seçmenin söylediğine sırtını dönemez.

> “PKK’nin silah bırakma” meselesiyle ne söylemek istersiniz?

Silah bırakma meselesine bizim konumuz değildir. Biz, silahsız siyasetin yolunu açtık, görevimizi yaptık. Öcalan’ın söylediği şeyler çok nettir; “açın müzakereyi, başlayalım. Ben hazırım” Henüz müzakere sürecine geçilmemiştir. Bir müzakere aşamasına geçildiğinde Öcalan, sorumluluğunu çok hızlı bir şekilde ve nitelikli bir şekilde yerine getirmeye hazır olduğunu zaten belirtmiştir. HDP’yle muhatap olsunlar. Biz demokratik siyasetin önünü açtık. Buyursunlar, gelsinler bu şansı değerlendirsinler.

***

'Küsmek sorumsuzluk olurdu'

> HDP’nin, bu yeni konjoktürde Türkiye sosyalist hareketiyle ilişkisi nasıl olacak?

Birleşik Haziran Hareketi, bizim çok önem verdiğimiz siyasi merkezlerden birisidir. Korunmasını da bundan sonraki süreçte varlığını sürdürmesini de oldukça önemli buluyoruz. Seçim ittifak görüşmeleri yaparken de -doğrudan, organik, destek, ittifak olur veya olmaz- hep şunu ifade ettik; “Biz, her durumda bu oluşumun gelişmesini, büyümesini ve birlikte çalışmayı önemsiyoruz” dedik. Ve süreç içinde de bu sorumluluğa uygun davrandık. Karşılıklı bir sorumluluğa uygun davranma tavrı oldu. Küsme, kırılma, yıkıcı davranma gibi sorumsuzluklar sergilenmedik karşılıklı olarak. Bunun çok önemli bir olgunluk düzeyi olduğunu düşünüyorum.

Ama tabii ki kişisel fikrim olarak da şunu ifade etmek isterim. İsterdik ki, -bu bir kırgınlık ifadesi değildir- bu zaferin, kazanımın coşkusunu ve tadını hep beraber çıkaralım.

***

'AKP-MHP Koalisyonu dezavantajlı olur'

> Hangi koalisyon olasılığı sizin açınızdan çözüm süreci için bir risk taşır?

Çözüm Sürecini biz, hiçbir zaman, hiçbir hükümetin vicdanına ve tasarrufuna bırakmadık. Çözüm Süreci toplumsal bir sorundur. Ve çözümü de herhangi bir partinin iktidarda olup olmamasına bağlı değildir. O nedenle çözüm sürecinin her koşulda devam edeceğini, devam ettirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Muhatap hangi parti olursa olsun, hangi hükümet olursa olsun.

> Sizi korkutan bir olasılık var mı, örneğin AKP- MHP koalisyonu.

Elbette dezavantajlı bir olasılık ve bu daha sıkıntılı bir dönemi karşımıza çıkarır. Ama hiç kimsenin şunu unutmaması lazım; siyasi partiler isteseler de 7 Haziran’da çıkan sonucu unutturamazlar. Türkiye yurttaşı, “çözüm süreci devam etsin” dedi.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

oy seçim AKP HDP Türkiye CHP 7 Haziran MHP koalisyon Figen Yüksekdağ Birleşik Haziran Hareketi Haziran birgün baraj enerji özgürlük seçmen Alev iPKK Tayyip Erdoğan

Haber Yorumları

Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sonuçlar
    Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 12 8 2 2 13 26
2 Medipol Başakşehir 12 8 2 2 9 26
3 Beşiktaş 12 6 4 2 7 22
4 Kayserispor 12 6 4 2 5 22
5 Fenerbahçe 12 5 5 2 8 20
6 Demir Grup Sivasspor 12 6 1 5 -1 19
7 Bursaspor 12 5 3 4 7 18
8 Göztepe 12 5 3 4 1 18
9 Akhisar Bld. Genç. 12 5 3 4 -1 18
10 Aytemiz Alanyaspor 12 5 2 5 3 17
11 Trabzonspor 12 4 4 4 -3 16
12 Kasımpaşa 12 4 3 5 -1 15
13 Yeni Malatyaspor 12 4 2 6 -4 14
14 Antalyaspor 12 3 4 5 -7 13
15 Atiker Konyaspor 12 3 2 7 -4 11
16 Osmanlıspor FK 12 2 2 8 -9 8
17 Karabükspor 12 2 2 8 -9 8
18 Gençlerbirliği 12 2 2 8 -14 8
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı