Radyo Akdeniz
26 Eylül 2017, Salı

GÖÇ

GÖÇ

Göç, anlamı çok derin ve geniş olan bir sözcük. Aynı zamanda tedirgin eden, korkutan da bir sözcük. İnsan, daha mutlu olmak, daha güzel yaşamak için göç edebilir. Ancak zorunlu göç ise, insan yaşamına vurulacak en büyük darbedir. Zorla göç ettirilen insan, artık hiç bir zaman aynı insan olamaz.

İnsan, sevdiği her şeyden ayrılığı kaldırabilir, ancak toprağından, çocukluğunun, gençliğinin geçtiği yerlerden ayrılmak, katlanılır gibi değildir. Bu konuda sayısız öyküler vardır. Kemal Yalçın'ın yazdığı, "Emanet Çeyiz" romanında, mübadelede, zorla toprağından koparılan Rumların öyküsü anlatılır. Çocuk yaşta göç ettiği halde, bir kadının ölene dek, Ege adalarında bir çiçeği özlediğini öyküleştirir. İnsanın anayurdu çocukluğuymuş. O nedenle çocukluğun geçtiği yer hiç unutulmazmış. Her düşünde, çocukluğun geçtiği yerlerde dolaşırmış.   

Göçlerin en çok kadınları ve çocukları etkilediğini biliyoruz. Çocuklar, arkadaşlarından, akrabalarından, evlerinden, hayvanlarından  ayrılmak istemezler. Eğer ayrılırlarsa, bir günde çocukluğundan vazgeçip büyümek zorunda kalırlar. Zamansız büyüyen çocuklar, yaşam boyu güven duygusunu da yitirebilir.

Kürdistan, baştan başa yıkılıp yakıldı, kurtuluş savaşında ölenler kadar can kaybı oldu. Komşumuz Suriye, Rojava acıların en büyüğünü yaşadı. Bütün bunlar çocukların gözü önünde oldu. Ortadoğu insanı, toprağından, evinden, canından oldu. Çocuklarını kurtarabilme umuduyla kadınlar, erkekler, yollara düştü, denizlerde boğuldu.

"Göç" deyince, aklımıza eskisi gibi yayla göçü, ya da göçmen kuşlar gelmiyor, açlık, ölüm, kıyım, yıkım geliyor. İnsan onurunun ayaklar altında ezilmesi geliyor. Bir lokma ekmek için dilenmek zorunda kalması geliyor. Çocuklara, kadınlara tecavüz geliyor aklımıza. Binlerce çocuğun kayboluşu geliyor. Göç deyince, aklımıza gülümsemeyi unutan insanlar, korku dolu çocuk yüzleri geliyor. Yaramazlık yapmayı düşünde bile göremeyen çocuklar geliyor. Ölü çocuk bedenlerine sarılıp uyumak zorunda kalan analar geliyor. Göç deyince yüreğimiz yerinden oynuyor, içimiz ürperiyor.

Göç deyince benim aklıma altı yaşında göçmek zorunda kalan küçük Ali geliyor. Gözlerime korku dolu bakışıyla "Burada da asker var mı? Uçaklar gelir mi buraya" diye soruşu geliyor. Ali'ye yanıt veremeyip gizlice utancımdan ağlayışım geliyor. Göç deyince benim aklıma, Kobanili Hanım Hamed geliyor. "Kızlarımı tarlaya işe gönderemiyorum, taciz ediyorlar" deyişi geliyor. Korkusundan "Burada bize iyi davranıyorlar" diye yalan söyleyişi geliyor. Artık göç bana hiç de olumlu şeyler anımsatmıyor. Göçten ölesiye ürküp korkuyorum. Göç ettirenler adına, insanlığımdan utanıyorum.

Bir göç kenti olan Antalya'da yaşıyorum. O nedenle size Antalya'dan bir kaç cümle yazmak isterim. Ülkenin ve dünyanın her yerinden göç alır Antalya. Her yıl bir Burdur kadar büyür. Büyüme sadece kalabalıklaşma anlamındadır. Aslında kocaman bir köy demek isterim. Göçle gelenler, yerliler ve daha önce gelenler tarafından dışlanır. Özellikle de Kürt olarak bir kiralık ev bulmak bile başlı başına derttir. Halk sürekli yanıltıldığı için, önyargıyla davranmaktadır. Aslında Kürt'ün Türk ile, Türk'ün Kürt ile bir derdi olmadığını, bireysel söyleşilerde itiraf ederler. Ama nedense ezber bozmak zor gelir. Sevgiye ağır aksak, kavgaya koşa koşa giderler.

Göçenler açısından ise, öncelikle, kente, yani yeni yere uyum sıkıntısı, kadınları ve çocukları etkiler. Dil sorunu yaşayanlar daha çok sıkıntı çeker. İş bulma, ekonomik sıkıntı, sosyal yaşamın uzaklığı derken, tüm güçlük kadının omzuna biner. Göçle gelen kadın, daha bir yalnız, kimsesiz, yoksun ve yoksuldur. Yalnızlık, şiddeti de çağırır, o nedenle Antalya, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayeti konusunda, dosyası epeyce kabarıktır. Göçenler için, Antalya, hiç de kart postaldaki Antalya değildir.

2016'nın Antalya'sı ise sorunlar yumağı olup çıkmıştır. Gelirinin tamamına yakınını turizmden aldığı için, bu yıl ekonomisi gerçek anlamda çökmüştür. Kırk derece sıcakta naylon evlerde yaşayan, göçle gelen emekçilerin hali, tahmin edemeyeceğimiz kadar zor durumdadır. Özellikle otel, tarım işçisi olan,  kadınlar ve çocukları açlıkla karşı karşıya kalmıştır. Empatiyi tanımayan çoğunluğun, çoğalan göçle birlikte, göç edip uzaklaşan insanlığın anlayışsızlığı da eklenince, ucuz olan emek yerlerde sürünmektedir. O nedenle "Göç" ölüm, şiddet ve açlık demektir. 

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

KAMİLE YILMAZ GÖÇ YÖRÜK DOĞUDAN GÖÇ SURİYEDEN GÖÇ GÖÇEBE

Haber Yorumları

Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sonuçlar
    Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 6 5 1 0 11 16
2 Beşiktaş 6 4 1 1 5 13
3 Göztepe 6 4 1 1 4 13
4 Fenerbahçe 6 3 2 1 4 11
5 Kayserispor 6 3 2 1 2 11
6 Medipol Başakşehir 6 3 1 2 0 10
7 Akhisar Bld. Genç. 6 3 1 2 -2 10
8 Bursaspor 6 3 0 3 3 9
9 Trabzonspor 6 2 2 2 1 8
10 Kasımpaşa 6 2 2 2 0 8
11 Yeni Malatyaspor 6 2 1 3 -1 7
12 Aytemiz Alanyaspor 6 2 1 3 -3 7
13 Antalyaspor 6 1 3 2 -1 6
14 Atiker Konyaspor 6 2 0 4 -1 6
15 Medicana Sivasspor 6 2 0 4 -3 6
16 Karabükspor 6 1 2 3 -2 5
17 Gençlerbirliği 6 1 1 4 -6 4
18 Osmanlıspor FK 6 0 1 5 -11 1
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı